Bugün Gastro Eko’nun çok özel bir konuğu var: Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS) – EAR projesi ve Fransa Ulusal Doğa Tarihi Müzesi’ndeki ekoakustik çalışmalarıyla tanınan Prof. Jérôme Sueur.
Kendisi, ekoakustiği kavramsallaştıran ve uygulayan bir bilim insanı. Aynı zamanda natüralist John Muir ile şair Walt Whitman’ın izinden giden bir doğa aşığı…
Ekoakustiği, “doğayı bilimle duymanın yolu” olarak gören Sueur, bize ekoakustiğin ne olduğunu, ne işe yaradığını; ayrıca hem doğal yaşam hem de biz insanlar için sessizliğin ne kadar önemli olduğunu anlatıyor.
Şimdi sizi, zihin açıcı bir söyleşiyle baş başa bırakıyoruz.
Söyleşi: Batuhan Sarıcan (info@gastroeko.com)
- Sevgili Jérôme, ekoakustik üzerine araştırmalar yürütüyorsun. Ekoakustik deyince aklımıza ne gelmeli? İlk defa duyan birisi için bu kavramı nasıl tanımlarsın?
- Oldukça yeni bir bilim dalımdan bahsediyoruz. Ekoakustik esas olarak biyolojik çeşitlilik değerlendirmesi ve biyolojik koruma ile ilgili bilimsel soruları, sesle ele almayı hedefliyor. Başka bir deyişle, ekoakustik doğayı bilimsel bir duruşla dinlemenin yeni bir yolu. Ekoakustiği uygulamak, kulaklar ve mikrofonlarla ekoloji yapmaktır diyebiliriz.
- Bu alana nasıl/ne zaman ilgi duymaya başladın?
- 10 yıl önce Fransa, Paris’teki Muséum National d’Histoire Naturelle’de bir meslektaşımla (Sandrine Pavoine) birlikte çalışmıştım. Ben hayvan sesi konusunda uzmandım, o ise matematikle biyoçeşitlilik değerlendirmesi konusunda uzmandı. Becerilerimizi birleştirdik; ses ve matematikle bir şeyler yapabileceğimizi düşündük. Bir ses kaydına yerleştirilebilecek çeşitlilik düzeyini değerlendirmek için akustik endeksler tasarladık. Sonra başka bir meslektaşımla (İtalya, Urbino Üniversitesi’nden Prof. Almo Farina) ekoakustiği yeni bir disiplin olarak kavramsallaştırdık. Bunu yapmak önemliydi. Çünkü ekoakustik, hayvanların akustik davranışlarını (hayvanların sesi nasıl ve neden kullandıklarını) inceleyen tarihi biyoakustik disiplininden farklı; ekoakustik, hayvanların ürettiği sesi, ekolojik göstergeler olarak kullanıyor.
- Doğa bilimci ve düşünür John Muir ve doğa aşığı şair Walt Whitman’ın seni etkilediğini okumuştum. Muir ve Whitman’ın senin çalışmalarındaki ve hayat görüşündeki etkileri ne oldu?
- John Muir ve Walt Whitman, “doğa” ile olan ilişkileriyle gerçekten de ilham kaynaklarım. Çünkü yaşam, doğal manzaralar ve dış ortamla doğrudan ilişkileri var. Muhtemelen her ikisi de insan olmayan yaşam formlarını geniş bir kitleye gösterme ve farkındalık yaratma yolunda öncüdür. Ayrıca hayatını Akdeniz böceklerini gözlemlemeye adamış Fransız böcek bilimci Jean-Henri Fabre de dahil olmak üzere birçok başka bilim insanı ve yazardan da ilham aldım. Ayrıca bu yazarları şu yüzden seviyorum; insan olmayanlara daha yakın olmuşlar ve böylece sistemsel olarak insan merkezli konumumuzu dengelemek için insanlarla araya biraz mesafe koyabilmişler.
- Araştırmalarında seni en çok ne heyecanlandırıyor?
- Araştırmalarım büyük ölçüde tekniğe dayanıyor. Çünkü çok sayıda ses kaynağının iç içe geçtiği kayıtların içinden uygun ekolojik verileri çıkarmak için bilgisayar araçları geliştirmemiz gerekiyor. Son yıllarda, yapay zekâ (YZ), tam olmasa da etkileyici bir çözüm sunuyor gibi görünüyor. YZ sayesinde son zamanlarda işler gerçekten değişti. Ancak, YZ algoritmaları tüm işi yapmıyor. (Heyecan verici kısım da burada başlıyor.) Araştırmamın bir kısmı, kimsenin dışarıda olmadığı zamanlarda; insan olmayan yaşam formlarının, daha az insan rahatsızlığına maruz kaldığı uzak yerlerdeki keşif ve kayıtlarla geçiyor. Ayrıca ekoloji bilimi ile müzik, edebiyat ve felsefe gibi uzak gözüken disiplinler arasındaki olası bağlantıdan da çok heyecan duyuyorum.

“İnsan gürültüsü, kimyasal, görsel veya ışık kirliliği ile aynı şekilde, açıkça bir tür kirliliktir.”
- Nature’da senin çalışmalarınla ilgili bir makale okumuştum. İnsanların, “gezegenin sesini derinden değiştirdiğini” savunuyor; “İnsan yapımı gürültü, doğanın senfonisini bastırdığında ekosistemler bozuluyor,” diyorsun. İnsanlığın neden olduğu mekanik (teknolojik) gürültünün, doğal yaşam üzerinde ne gibi etkileri oluyor? İnsan kaynaklı gürültünün bastırılması ve sessizlik niçin önemli ve gerekli?
- Çoğunlukla ulaşım ve inşaat/yıkımda kullanılan araçlar gibi makinelerden kaynaklanan insan sebepli gürültünün etkileri çok sayıda ve önemli. Gürültü, davranışları, fizyolojiyi ve ekolojiyi etkiliyor. Örneğin akustik iletişimin kesintiye uğraması, fizyolojik stresin ortaya çıkması, diyabet veya kardiyovasküler sorunlar gibi uzun vadeli hastalıkların ortaya çıkmasına katkıda bulunması, öğrenme süreçlerinde gecikme, uykunun kesintiye uğraması gibi durumları kapsıyor. Ayrıca gürültü, bitki dinamiklerini etkileyebilecek şekilde polinatörlerin veya tohum dağıtıcıların davranışlarını bozabileceğinden, çevre ölçeğinde daha da derin etkiler yaratabiliyor. Dolayısıyla insan gürültüsü, kimyasal, görsel veya ışık kirliliği ile aynı şekilde açıkça bir tür kirliliktir. İnsan, hayvan ve çevre sağlıklarını birlikte etkilediği için böyle düşünülmesi gerekiyor. Burada sessizliği, “sesin tamamen yokluğu” olarak düşünmeyin. Daha çok istenmeyen seslerin kabul edilebilir bir seviyesi olarak düşünün. Bu sessizlik, bizim ve diğer canlıların fizyolojik ve psikolojik durumlarının daha iyi bir durumda olabilmesinin ve iyileşmenin bir yoludur. Sessizlik veya en azından sessiz zamanlar, bu gerekliliğin her zaman farkında olmasak bile kesinlikle gerekli.
- Ekibinizle birlikte Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezinde (CNRS) Ecoacoustics Research Project’i (EAR) yürütüyorsunuz. Biraz çalışmalarınızdan bahsedebilir misin?
- EAR, ormanlar başta olmak üzere karasal yaşam alanlarında ekoakustikle ilgilenen öncü bir proje. Esas olarak, insan ve insan olmayanların iyi akustik koşullarda olması gereken, korunmakta olan ormanların ses manzarasını tanımlamayı, anlamayı ve daha iyi korumayı hedefliyoruz. Araçlar ve izleme programları geliştiriyoruz. Eylemlerimize bir örnek olarak, geçen yıl Fransa’da ülke ölçeğinde karasal biyolojik çeşitliliğin değerlendirilmesine yardımcı olması için Sonosylva projesiyle büyük bir meydan okumaya başladık. Onlarca yerel ortağın yardımıyla 100’den fazla ormanı kaydediyoruz. Ormanları daha iyi görmeyi (veya dinlemeyi) umuyoruz. Ayrıca vatandaşların dikkatini doğa seslerinin güzelliğine ve inceliğine çekmenin önemini de aklımızda tutuyoruz.
- Fransa Ulusal Doğa Tarihi Müzesi’ndeki ses kütüphanesinde de koleksiyon yöneticisisin. Kütüphanedeki arşivden de bahsedebilir misin? Doğal ses arşivi tutmak niçin önem taşıyor?
- Bu koleksiyon, Muséum National d’Histoire Naturelle’de bulunan fosil, bitki, mineral veya böcek koleksiyonu gibi ulusal bir koleksiyon. Bu bir tür ulusal hazine. Bu ses kütüphanesinin temel amacı, ses çeşitliliğini belgelemek. Sesler uzmanlar tarafından tanımlanıyor; her kayda tür adı atanıyor. Ayrıca bu alışılmadık bir koleksiyon. Çünkü herkes çevrimiçi olarak erişebilir, özel erişim istemeye gerek yok! Bu sesler, doğal ses çeşitliliğinin bir kanıtı olarak işlev görüyor ve uzmanlar tarafından yapılan gözlemleri paylaşmak için bir veritabanı görevi üstleniyor.

“Dışarı çıkın, herhangi bir yere gidin ve dinleyin, dinleyin, dinleyin.”
- Gürültünün doğaya etkileri bağlamında düşünecek olursak insanlara, “bireysel olarak” neler yapmalarını önerirsin?
- Tavsiye vermek çok zor aslında. Ancak benim tek tavsiyem, “Dışarı çıkın, herhangi bir yere gidin ve dinleyin, dinleyin, dinleyin.” Doğayı dinlediğiniz anda hareket etmeyi ve konuşmayı bırakmanız gerektiğinden dolayı duruşunuzu bile değiştirirsiniz (bu öyle kolay bir meydan okuma değil!) ve bedeninizi ve zihninizi dışarıya açarsınız. Bu, başkalarını, insan ve insan olmayanları algılama ve anlama şeklinizi tamamen değiştirecektir. Bunu yaptığınızda kendi gürültünüzü de azaltacaksınız ve böylece başkalarına daha fazla saygı göstereceksiniz.
Not: Fotoğraflar, Jérôme Sueur’un, yazı içeriği ise Gastro Eko’nun izni olmadan kullanılamaz.

Keyifli bir yazı, ilginç ve değerli bir çalışma alanı.
Benim için daha ilginç olanı ise öğrencilerimizle çok daha basit ve temel ölçekte bu deneyimleri yaşamış, dahası sürdürüyor olmamız.
Sistematik Botanik dersi için öğrencilerimizi arazi çalışmasına götürdüğümde, yaptığımız bir arazi uygulamasının bu çalışma ile örtüşmesini görmek ayrı bir keyif.
Şöyle ki: Arazi çalışmasında öğrencileri uygun koşullara sahip ormanın derinliklerine yürütüyorum. Herkesten çep telefonlarını kapatmalarını, durmak ya oturmak için kendilerine uygun bir yer bulmalarını istiyorum. Sonra belli bir süre sessiz kalınacağını, herkesin ses çıkarmaksızın bu süre içinde ormanı dinlemesini ve kaç farklı ses duyabildiklerine dikkat etmelerini istiyorum.
Süre sonunda herkesten duydukları seslieri topladığımızda, en az 8-10 farklı ses ifade ediliyordu. Kendi ruhunu dinleyenelerin duyguları ise ayrı bir keyif ve kendilerine kalıyordu.
Öğrencilerim için yaşadığımız bu deneyim arazi çalışmalarımızın en keyifli bileşenlerindedir.
Sesini dinleyeceğimiz doğa ve ses dinleyecek öğrencilerimizin varlığı dileğimle.
Ali Dönmez
Hacettepe Üniversitesi
Fen Fakültesi
Biyoloji Bölümü
ANKARA
Deneyimlerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz hocam, iyi ki varsınız. Sevgiler.