Doğada kayboldunuz veya herhangi bir nedenle olağanüstü bir duruma maruz kaldınız ve çevrenizde su namına hiçbir şey yok, eyvah!
Peki ama böyle bir durumda, kendi idrarınızı içmek çözüm olabilir mi? Bilimin bu soruya net bir cevabı var.
Hayatta kalma hikâyelerinin vazgeçilmezi: “Kendi çişini içmek”
1994 yılında Sahra Çölü’nde düzenlenen Maraton des Sables (Kumlar Maratonu) sırasında kum fırtınasında kaybolan İtalyan maratoncu Mauro Prosperi’nin, 9 gün boyunca çölde tek başına kaldığı, erzakı bitince de hayatta kalmak için idrarını içtiği biliniyor.
“Aşırı koşullarda insan dayanıklılığının bir örneği” olarak medyada geniş yer bulan Prosperi’nin hikâyesi gerçek. Ancak ardından başka bir hikâye var.
Prosperi, Fas sınırından kilometre uzaktaki Cezayir’de göçebe Tuareg’ler tarafından kurtarıldığında ağır dehidrasyon, böbrek yetmezliği belirtileri ve 18 kilo kaybı söz konusuydu.
Her ne kadar İtalyan maratoncu bu durumdan sağ kurtulup bir süre sonra sağlığına kavuşmuş olsa da siz bu kadar şanslı olmayabilirsiniz!
Zor durumda kalındığında idrar içmek, hayatta kalma (survival) durumlarında akla gelebilecek ilk düşünce olmakla birlikte askeri, acil tıp ve vahşi doğa uzmanlarının ortak görüşü, bunun kesinlikle doğru bir yaklaşım olmadığı yönünde. Peki ama neden?
Dehidrasyonu artırma riski
Uzmanların yazdığı referans kaynaklar, idrar içmenin, kendi çişiniz bile olsa faydadan çok zarar vereceği konusunda uyarıyor.
Örneğin ABD Ordusu Hayatta Kalma kılavuzu, vücudun ihtiyacı olanın sıvıyı kaybetmesi-susuz kalması (dehidrasyon) durumunda idrarın tüketilmemesi gerektiğini açıkça belirtiyor.
Bu noktada idrar içmek, deniz suyu içmeye benzetiliyor. Yüksek tuz içeriği, böbreklerin bu fazla tuzu vücuttan atmak için daha fazla su kullanmasına neden oluyor. Bu da dehidrasyon durumunu iyice kötüleştiriyor ve böbrekler üzerinde fazladan baskı oluşturarak ciddi böbrek hasarına yol açma riski taşıyor.
Yüksek üre ve tuz size zarar verebilir
Tıp doktorları, nefroloji (böbrek bilimi) uzmanları ve acil tıp uzmanları da idrarın yüksek üre ve tuz içeriği nedeniyle dehidrasyon halini kötüleştireceğini doğruluyor.
Sonuçta idrar, vücudun atmaya çalıştığı tuzları, toksik atıkları, mineralleri, özellikle de üreyi içeriyor. Dehidrasyon kötüleştikçe de bu maddelerin idrardaki konsantrasyonu artış gösteriyor. Bunu içmek de iyi bir fikir gibi gözükmüyor.
Dehidrasyon ve aşırı çevre koşullarında hayatta kalma konularında tanınmış bir uzman olan Duke Üniversitesi Tıp Merkezi’nden Dr. Claude A. Piantadosi, idrarın yüksek çözünmüş madde içeriği (hipertonik olması) nedeniyle vücuttan daha fazla su çekeceğini, böbreklerin bu çözünmüş maddeleri atmak için fazladan su kullanmak zorunda kalacağını ve bunun da dehidrasyonu daha da kötüleştireceğini söylüyor.
Auerbach’s Wilderness Medicine gibi saygın kaynaklarda da idrar içmenin dehidrasyona bir çözüm olmadığı açıkça belirtiliyor.
Steril değil
İdrar içmek ayrıca vücudun attığı toksinleri tekrar alarak, böbreklerin bu maddeleri tekrar filtrelemesini gerektirerek böbreğe fazladan yük bindiriyor.
İdrarın steril olmaması da içerdiği bakteriler nedeniyle sindirim sistemi enfeksiyonlarına yol açma riski taşıyor.
Sonuçta idrar, vücudu terk etme yolunda üretradan (idrar yolu) geçerken ve cilde temas ederken bakteri ve mikroorganizmalarla kontamine oluyor.
Sindirim sistemine giren bu bakteriler de ishale, kusmaya ve mide-bağırsak enfeksiyonlarına neden olma tehlikesi barındırıyor. Bu da sizin için zaten kötü olan şartların, daha da kötüleşmesi anlamına geliyor.
Zor durumda bile olsanız…
Sonuç olarak çok zor durumda dahi olsanız, idrar içmek yerine diğer su kaynaklarını bulmaya odaklanmak çok daha güvenli kabul ediliyor.
İdrar içmek, kısa vadede biraz sıvı sağlıyor gibi görünse de uzun vadede durumunuzu ağırlaştırma riski taşıdığı için hayati fonksiyonlarınızı harap etme ve sağ bulunma ihtimalinizi düşürme potansiyeli taşıyor.
Yazı: Batuhan Sarıcan (info@gastroeko.com)
Not: Yazıdaki herhangi bir kısmın, kopyala yapıştır yoluyla başka bir mecrada yer aldığı tespit edilirse, daha önce farklı mecralara yapıldığı gibi yasal işlem başlatılır.
Bu yazıyı yazarken hangi kaynaklardan faydalandık?
– “Marathon runner Mauro Prosperi drank urine and ate bats, snakes and lizards to survive in the desert for over a week” (The Independent). independent.co.uk/news/world/europe/marathon-runner-mauro-prosperi-drank-urine-and-ate-bats-snakes-and-lizards-to-survive-in-the-desert-for-over-a-week-9888424.html
– U.S. Army Survival, Evasion, Resistance, and Escape (SERE) Manual / FM 3-05.70, irp.fas.org/doddir/army/fm3-05-70.pdf
– Claude A. Piantadosi, The Biology of Human Survival: Life and Death in Extreme Environments, MIT Press (2003).
– “The Urinary Microbiota of Healthy Women”, European Journal of Clinical Microbiology & Infectious Diseases (Avrupa Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Dergisi), Ağustos 2014.
BU YAZI DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
