Fotoğraf: Alan Levine
Okyanus sağlığının teminatı olan köpekbalıkları, besin zincirinde rakipler arası dengeyi koruyarak tür çeşitliliğinin sağlanmasına katkıda bulunuyor. Ekosistemde önemli bir rol oynayan bu hayvanlar, beslenmeleriyle popülasyon sayısını etkileyebildikleri gibi bulundukları habitatlardaki av dağılımını da olumlu yönde etkiliyorlar.
Örneğin kaplan köpekbalıklarının varlığı, deniz kaplumbağalarının deniz çayırı yataklarını aşırı otlamasını önlüyor. Sağlıklı köpekbalığı ve kaplumbağa popülasyonlarının ise karbon yutakları da dahil olmak üzere deniz çayırı ekosistemlerinin yapısı ve işlevi açısından kritik öneme sahip olduğu biliniyor.
Deniz çayırları ve mercan resifleri gibi otçul yaşam alanlarını koruyan köpekbalıkları, aynı zamanda etkili birer karbon yutucu. Dolayısıyla okyanuslardaki köpekbalığı gibi daha büyük balıklar, atmosferimize salınan karbondioksitin azalmasına katkıda bulunuyor.
Vahşi olan hangimiz?
Ancak köpekbalıklarını kendi ellerimizle öldüren biz insanlar değilmişiz gibi onları bir de “vahşi” ilan ediyor, üzerine korku filmleri çekiyoruz. Buna karşın köpekbalıklarının insanlara saldırma ve öldürme ihtimali de oldukça düşük.
Öyle ki köpekbalıkları 2023’te dünya çapında yalnızca 91 kişiyi ısırmış durumda. Uzmanlara göre bu sayı, bu tür etkileşimlerin “nadir” olduğunu gösteriyor. Bu rakam son beş yıllık ortalamayla da tutarlılık gösteriyor. Peki biz onlara neler yapıyoruz?
Kanada’daki Dalhousie Üniversitesi’nde deniz ekologu olan Boris Worm ve arkadaşları, Science dergisine yayımlanan araştırmalarında 2012’den 2019’a kadar 150 ülkeden avlanma verilerini ele alırken, balıkçılıktan kaynaklanan köpekbalığı ölümlerini ortaya koyuyor.
Çalışmaya göre insanlar her yıl 80 milyon köpekbalığını öldürüyor. Buna karşın dünya çapında köpekbalığı saldırılarına atfedilebilecek sadece 10 insan ölümü yaşanıyor. (Kafasına Hindistan cevizi düşerek ölen insan sayısı daha fazla: 150)
Araştırmacılar, köpekbalıklarını yüzgeç avcılığından korumayı amaçlayan küresel düzenlemelerdeki artışa rağmen balıkçılıkta her yıl milyonlarca köpekbalığının öldürüldüğünün ve köpekbalıklarının fazla vaktinin kalmadığının altını çizerek tehdit altındaki türleri kurtarmak için daha fazla eyleme ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.
Buna karşın aşırı ve kaçak avlanma, genellikle yüzgeçleri nedeniyle hedef alınan veya yanlışlıkla hedef dışı avlanan köpekbalıkları için büyük bir tehdit. Bunun arkasında ise tabii ki köpekbalığı eti ve yüzgeçlerine olan talep var.
2012-2019 dönemine dayanan bir WWF raporu, küresel köpekbalığı ve vatoz eti ticaretinin 2,6 milyar dolar değerinde olabileceğini tahmin ediyor. Bu büyük bir endişe kaynağı çünkü ölen her üç köpekbalığı türünden birisi, neslinin tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir tür.

Kaybedersek ne olur? Ne yapmalı?
Onları kaybettikçe türler arası beslenme dengesi bozuluyor, mercan resifleri ile deniz çayırı yatakları azalıyor. Okyanusların karbon yutucu niteliği düşüyor.
Örneğin köpekbalıklarının mercan kayalığı ekosisteminden çıkarılmasıyla, orfoz gibi daha büyük yırtıcı balıkların sayısı artıyor. Bu hayvanlar otçullarla besleniyor. Otçulların azalmasıyla makroalgler genişliyor ve mercanlar artık bu durumla rekabet edemiyor. Bu da ekosistemi alglerin baskın olduğu bir ortama kaydırıyor ve resif sistemi zamanla yok oluyor.
Uzmanların karar alıcılara önerisi: Köpekbalığı avcılığının yasaklanması ya da bilime dayalı avlanma sınırlarının uygulanması, kritik alanların korunması ve canlı köpekbalıklarının değerinin açıkça gösterilmesi, küresel köpekbalığı ölümlerin azaltılmasına yardımcı olabilir.
Uzmanların vatandaşlara önerisi: Köpekbalığı dişlerinden hediyelik eşyalar satın almamak, köpekbalığı yemeyi reddetmek ve köpekbalığı türevi skualen kullanan kozmetiklerden kaçınmak. Sıradan insanlar davranışlarına dikkat eder ve karar alıcılardan bunu talep ederse köpekbalıkları üzerindeki insan etkisi azalabilir.
Hazırlayan: Batuhan Sarıcan (info@gastroeko.com)
Yazıda hangi kaynaklardan faydalandık?
sciencenews.org/article/shark-bites-attack-2023
aims.gov.au/docs/projectnet/sharks-02.html

Biyoçeşitliliği doğru anlamak ve yönetmek için güzel bir yazı.
Teşekkürler