EPA verilerine göre sıcak hava dalgalarının sıklığı, 1960’larda yılda ortalama 2 sıcak hava dalgasından, 2010-2020’lerde yılda 6’ya çıkarak istikrarlı bir şekilde arttı. AB’ye bağlı Copernicus Programı’na göre bu artışın bir numaralı nedeni iklim değişikliği.
Peki ama aşırı sıcaklar sağlığımızı nasıl etkiliyor, nelere dikkat etmeliyiz? Konuyu, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü’ye sorduk. Değerli bilgi birikimini, “Uzmanıyla Soru Cevap” köşemizde bizimle paylaştığı için kendisine teşekkür ederiz.
Söyleşi: Batuhan Sarıcan (info@gastroeko.com)
- Tevfik hocam, ülkemiz bir süredir sıcak hava dalgalarının etkisi altında. Bu durum sağlığımızı nasıl etkiliyor? Aşırı sıcaklarda en çok neye dikkat etmemiz gerekiyor?
- Vücudumuz dış ortamın sıcaklığından doğrudan etkileniyor. Belli limitler arasında dış ortamın sıcaklığı veya soğukluğunu tolere edebiliyoruz. Bunu, vücudumuzun ısı regülasyon sistemi sayesinde başarıyoruz. Ancak dış ortam hava sıcaklığı çok artarsa veya çok düşerse ısı regülasyonumuz yetersiz kalabiliyor. Bu durumda vücudumuz ısı kaybedebiliyor veya vücudumuzun ısısı çok artabiliyor. Bu da hayatımız için önemli riskler taşıyor. Şimdi tabii aşırı sıcakları konuşuyoruz. Maalesef son günlerde bütün Avrupa’da ve ülkemizde aşırı sıcaklıklar görülüyor, 49 dereceyi aşan sıcaklıklar bildiriliyor. Bu sıcaklıkları tolere edebilmemiz mümkün değil. Özellikle güneş ışınlarının doğrudan dik açıyla geldiği saat 10.00 ile 16.00 arasında açık havada bulunmamak, gölgede kalmak gerekiyor.
- Peki ya mecburi olarak güneş altında bulunmamız gerekirse?
- Güneş ışınlarından vücudunuzu korumanız için şapka takmanızı, uzun kollu giysiler giymenizi ve güneş gözlüğü kullanmanızı tavsiye ederim. Sentetik olan kıyafetleri tavsiye etmiyoruz. Çünkü vücudun ısıyı dışarı atmasını, ısı atışını engelliyor. Bunun yerine bol kıyafetler, pamuklu, ince kıyafetler giyilmesinde fayda var. Bol su içilmeli, su da yeterli değil; doğal maden suyu, tuzlu ayran, meyve suyu ve çorba gibi mineral içeren sıvı gıdaların bolca tüketilmesi lazım. Zaten terleme ve su kaybıyla birlikte su ve tuz iştahınız artacaktır. Bu gıdaları almaya doğru doğal bir eğilim olacaktır. Bu ihtiyacı karşılamak lazım.
- Gıdadan laf açılmışken, sıcak havalarda iç organlarımızın olumsuz etkilenmemesi için nasıl beslenmeliyiz? Hangi yemek ve içeceklerden kesinlikle kaçınmalıyız?
- Özellikle bugünlerde yaşanan sıcak havalarda ağır yemek yememek gerekiyor. Nedir bunlar; yağlı, kızartmalı, hamur işleri vs. Tıka basa da yememek lazım. Hafif, sindirimi kolay, sık sık yeseniz bile daha küçük porsiyonlar halinde yemekte fayda var. Bilhassa şeker, böbrek ve hipertansiyon hastaları, sıcakların olumsuz etkilerinden daha kolay etkilenebilirler, dengeleri bozulabilir. Hastalıkları takip ve tedavi altında stabil seyrederken aşırı terleme ile sıvı kaybıyla tansiyon ve böbrek problemleri ortaya çıkabilir. Bu kişilerin sık sık tansiyonlarını ve şekerlerini ölçmelerini, bir anormallik varsa hekimleri ile görüşmelerini öneririm.
- Şeker, böbrek ve hipertansiyon hastalarının sıcak havalardan daha fazla olumsuz etkilenme eğiliminde olduğunu söylediniz, bununla birlikte kimler sıcak hava dalgalarında en büyük risk altında?
- Özellikle yaşlılar, bebekler, çocuklar, kilolular ve gebelerin yanı sıra inşaat ile tarım işçileri, eğitim çalışması yapan askerler ve sporcular gibi fizik efor sarf eden kişiler, sıcaklık artışlarından daha olumsuz etkilenmeye eğilimli oluyor. Çalışma saatlerinin, söz konusu aşırı sıcak saatlerden sabah erken veya akşamüstü geç saatlere kaydırılmasında fayda var. Ağır eforla çalışanlar için bu çok önemli.
- Sıcak çarpması sadece açık havada, güneş altında mı yaşanıyor?
- Sadece açık havada değil, kapalı alanlarda, güneş altında olunmadığı halde de sıcak çarpması olayı yaşanabiliyor. Bu daha çok bodrum katları veya kapalı mekânlar gibi iyi havalanmayan yerlerde oluyor. Burada esas olan şey, mekânlardaki kapı ve pencerelerin açılarak hava sirkülasyonunun sağlanmasıdır. Bir vantilatör de çok işe yarayabilir, illa klima olmasına gerek yok. Sıcak çarpması durumunda kişilerin üzerlerinin açılması, soyulması ve ıslak çarşafla örtülmesi, soğuk ve buzlu uygulamalar yapılması uygundur.
- Sıcak çarpmasının en açık belirtileri neler?
- Tabii sıcak çarpması ve güneş çarpması durumunda kişilerde bitkinlik, halsizlik, bilinç değişiklikleri ve tansiyon düşüklüğü gibi durumlar ortaya çıkabiliyor. Kusma, bulantı, baş ve kas ağrılarının yanı sıra bayılma da yaşanabiliyor.
- Az önce klimalardan bahsettiniz; sıcaklardan korunmak için uzun süre klimalı yerde durmanın tehlikeleri var mı? İç organlarımızın korunması için ideal oda serinliği ne kadar olmalı?
- Klimalar, sıcağın etkilerini azaltmak için en sık başvurduğumuz teknolojik cihazlardan birisi. Doğru kullanılırsa sıcak ve güneş çarpmaları için koruyucudur. Yalnız klimalarla çok aşırı ve ani soğutmaların yapılmamasında fayda var. Normal oda sıcaklığı 23-24 derece ideal bir durum oluşturur. Daha fazla düşürülmemeli. Fanlar da doğrudan kişinin üzerine gelmeyecek şekilde ayarlanmalı. Ayrıca içerideki soğuk hava kaybolmasın diye kapı ve pencereler kapatılıp odalar uzun havalandırılmıyor, bunun da zararı var. Klimalar oda havasını soğutup tekrar oda içine vererek çalışıyor; bu şekilde resirkülasyon olduğu için içerideki hava kirlenir ve oksijen azalır. Dolayısıyla kapı ve pencereyi açıp odayı havalandırmak gerekir. Ve de klimaların bakımlarının ve filtre değişimlerinin yapılması önemli. Vücudun sıcak havada terleyerek sıvı kaybettiğini ve sıcaklığını bu şekilde düşürdüğünü biliyoruz. Klima ve diğer serinletici cihazlar da bu süreci kolaylaştırıyor. Dikkatli olmamız gereken bir dönemdeyiz. Sağlıklı günler diliyorum.

Prof. Dr. Tevfik Özlü kimdir?
1963 Aydın doğumlu olan Prof. Dr. Tevfik Özlü, Türkiye’nin önde gelen göğüs hastalıkları uzmanlarından birisi olarak tanınıyor.
1987 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Özlü, uzmanlık eğitimini Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalında tamamladı.
1994 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi’nde göreve başlayan Özlü, özellikle KOAH, astım, akciğer kanseri ve solunum yolu enfeksiyonları gibi konularda çalışmalar yapıyor.
Halkı bilgilendirme ve bilinçlendirme çabalarıyla öne çıkan profesör, özellikle COVID-19 pandemisi döneminde televizyon programları ve yazılarıyla sık sık kamuoyunda yer aldı.
Ulusal ve uluslararası bilimsel/mesleki dergilerde danışmanlık, editörlük yapan Özlü, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TUSEB), Türkiye Halk Sağlığı ve Kronik Hastalıklar Enstitüsü (TÜHKE) Bilim Kurulu ve T.C. Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilimsel Danışma Kurulu üyelikleri yaptı.
Günümüzde halen KTÜ’de öğretim üyesi olarak görev yapan Özlü, aynı zamanda Hasta Hakları ve Sağlıklı Yaşam Derneği’nin (HAKSAY) kurucu üyeleri arasında yer alıyor.
