Son iki yıldır iklim krizine bağlı kuraklık ve düşük verimle sarsılan küresel zeytinyağı sektöründe yüzler gülmeye başladı.
Olive Oil Times tarafından açıklanan verilere göre, 2024-2025 hasat sezonunda küresel zeytinyağı üretimi 3,507 milyon tona ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Daha önceki en yüksek üretim rekoru, 3,415 milyon ton ile 2021-2022 sezonuna aitti.
2024-2025 hasat sezonunda küresel zeytinyağı üretimi, bir önceki sezona göre %36 oranında artış gösterirken, son beş yılın ortalamasını da “açık ara” geride bıraktı.
Zeytin coğrafyası genişliyor, İspanya liderliğini koruyor
Söz konusu artışın en çarpıcı detaylardan birisi, zeytinyağı üretiminin artık sadece geleneksel Akdeniz ülkelerinin (İspanya, İtalya, Yunanistan) tekelinde olmaması diyebiliriz.
Aralarında Azerbaycan, Özbekistan, Etiyopya ve Kuzey Makedonya’nın da bulunduğu 58 farklı ülke artık dünya zeytinyağı haritasında kendisine yer buluyor.
Buna bağlı olarak da pazar payları da değişti; Avrupa Birliği (AB) dışındaki üretici ülkelerin küresel üretimdeki payı %33’ten %40’a yükseldi.
Buna karşın İspanya, özellikle modern sulama sistemleri ve yüksek yoğunluklu bahçe yatırımlarıyla küresel liderliğini korumaya devam etti.
Türkiye’de durum ne?
Türkiye ise 2024-2025 sezonunda 475 bin ton zeytinyağı üretimi beklentisiyle tarihinin en yüksek üretim seviyesine ulaştı. Bir önceki rekor 421 bin ton ile 2022-2023 sezonuna aitti. Ulaşılan rekorun Türkiye’yi küresel üretim artışında önemli bir oyuncu haline getirdiğini de söylemek mümkün.
Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı TEPGE (Tarım Ekonomisi ve Politika Geliştirme Enstitüsü) raporu, Türkiye’nin İspanya’dan sonra en büyük üretici konumuna yükseldiğini doğrulamış durumda.
“2024-25 hasat yılında, Türk zeytincisi, Tarım Bakanlığı verilerine göre, 750 bin ton Sofralık Zeytin ve 475 bin tonluk zeytinyağı üretti. Dünya üretiminde İspanya’nın ardından ikinci sırada oldu,” diye belirten Ege Zeytin Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, yine de tablonun toz pembe olmadığına işaret etti:
“Ama dünya zeytinyağı ticaretinden aldığımız pay sadece yüzde 7. 2024/2025 sezonu bize şunu net biçimde gösterdi: Türkiye zeytinyağında üretimde dünya ikincisi olabilir; ama istikrarlı ve öngörülebilir bir ihracat politikası olmadan bu gücün hiçbir anlamı yoktur.”
Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım ise Türkiye’nin İspanya’dan sonra dünya ikinciliğine yükselmesini büyük bir başarı olarak görse de bu durumun sadece üretim rakamlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini savunuyor.
Rekoltenin yüksek açıklanmasının piyasa fiyatlarını etkilediğine dikkat çeken Yıldırım, üreticinin maliyetler altında ezilmemesi için sadece üretim miktarının değil, üreticiye verilen desteğin ve pazarlama stratejilerinin de rekor seviyeye çıkarılması gerektiğini belirtiyor.

Zeytinde düşüş, zeytinyağında artış
2025 yılında Türkiye’nin tarımsal üretimi ve gıda fiyatlarını değerlendirdiğimiz bir önceki yazımızda bahsettiğimiz üzere zeytinde ise durum daha karamsar. Zira 2025 yılında meyve grubunda (zeytin dahil) yaklaşık %11’lik bir gerileme söz konusu.
Zeytin üretiminde düşüş varken zeytinyağı üretiminde artış olması çelişkili gibi gelebilir. Ancak bunun bir açıklaması var: Bu sezon Türkiye’de zeytinlerin bir kısmı kuraklık nedeniyle sofralık özelliğini kaybedip yağlığa sevk edildiği için sofralık zeytin piyasasında bir darlık veya düşüş yaşanırken, zeytinyağı üretiminde rekor seviyelere (475 bin ton tahmini) ulaşmak mümkün oldu.
Bununla birlikte 475 bin ton rakamının “potansiyel” bir gücü temsil ettiğini unutmamak lazım. Zira sahadaki üreticiler, kuraklık ve yüksek maliyetler nedeniyle bu rakamın “gerçekleşen” üretimde karşılığını tam olarak bulamadığını savunuyor.
Fiyatlar düşerse tüketim ivme kazanabilir
Tekrar küresel tabloya dönersek; yaşanan artış, enflasyondan etkilenmeyen ülkelerde market raflarındaki fiyatların dengelenmesi ve arz sıkıntısının aşılması açısından büyük bir umut kaynağı olarak görülüyor.
Üretimdeki bu devasa artış hem üreticiler hem de tüketiciler için daha stabil bir pazarın kapılarını aralıyor.
Küresel bazda üretim rekor kırsa da tüketim tarafında daha temkinli bir tablo hâkim. Yüksek fiyatlar ve tedarik zinciri sorunları nedeniyle küresel tüketim 3 milyon ton civarında seyrediyor. Uzmanlar, artan arzın fiyatları aşağı çekmesi durumunda tüketimin yeniden ivme kazanabileceğini öngörüyor.
Fotoğraflar ve yazı: Batuhan Sarıcan (info@gastroeko.com)
