Dosya

COVID-19 yaban hayvanları ile insanlar arasında karşılıklı geçiş yapabiliyor mu?

Küresel salgına neden olan SARS-CoV-2 virüsünün yaban hayvanları ile insanlar arasında karşılıklı geçiş yapıp yapmadığına yönelik çalışmalar, pandemiyle mücadelenin halen devam etmesi gerektiğini ve yaban hayatıyla aramızdaki güvenli mesafenin önemini açıkça gösteriyor.

Yazı: Batuhan Sarıcan (info@gastroeko.com)

COVID-19 salgını, hayatımızı şekillendirmeye ve davranışlarımıza yön vermeye devam ederken, “Maske, mesafe ve hijyen” sloganıyla süren mücadelede gevşemeler yaşanıyor. Ancak pandemi bitmedi ve yakın zamanda bitecek gibi de görünmüyor. Bunun çok temel bir nedeni var: Türler arası zoonotik hastalık geçişleri…

Birçok insan, pandeminin yarasa veya pangolinlerden kaynaklandığını düşünse de diğer yabani hayvanlar da bu virüsün kaynağı olabilir. Kaynağı olmasalar bile insanlardan bulaşan bir virüsle başka bir insanı yeniden enfekte edebilirler. Bu da COVID-19 gibi hastalıkların, insanlar arasında kontrol altına alınsa bile yeniden hortlayabileceği anlamına geliyor.

Bugüne kadar yapılan araştırmalar, aslanlardan gorillere kadar birçok hayvanın bu virüsü taşıyabildiğini gösteriyor. Yapılan son araştırmalara göre COVID-19’a neden olan SARS-CoV-2, ak kuyruklu geyiklerde yaygın olarak görülüyor ve insanlar ile yaban hayatı arasındaki çizginin, dünyanın birçok yerinde ortadan kalkmış olması da bizi korkutmaya yetiyor.

Buna karşı yaban hayatı kaynaklı bulaşları önlemek için yaban hayvanlarının öldürüldüğünü görüyoruz. Sözgelimi 2020’de Danimarka, virüsünün insanlar ile hayvanlar arasında geçişini önlemek için milyonlarca vizonu itlaf etmişti.

Bu virüsün insanlara bulaşmasının suçlusunun hayvanlar değil, insanların yabani hayatla sınırları ortadan kaldırması olduğunu unutmamamız gerekiyor. Bu sınırları ortadan kaldıran madencilik faaliyetleri ve ormansızlaşmanın yanı sıra yabani hayvanları yemek veya onların (diş, kürk, zırh gibi) ürünlerinden faydalanmak ya da onları hayvanat bahçelerinde sergilemek için çeşitli nedenlerle tutsak etmek, bu salgının en büyük nedenleri arasında yer alıyor.

Bugüne kadar hangi türlerde görüldü?

COVID-19 pandemisinden çok önce, koronavirüslerin farklı çeşitlerinin hayvan popülasyonlarında önemli hastalıklara neden olduğunu biliyoruz. İnsanlık tarihinin en büyük pandemilerinden birisi olan COVID-19 pandemisi uzadıkça da SARS-CoV-2’nin çok çeşitli hayvan türlerini enfekte edebildiğini görüyoruz.

ABD Tarım Bakanlığı, SARS-CoV-2 ile enfekte olmuş ilk yaban hayvanı vakasını, Utah’taki bir vizon çiftliğinin yakınındaki enfekte bir vizon olarak bildirmişti. Ardından farklı hayvanlarda da bu enfeksiyonun geliştiğini söyleyebiliriz. Örneğin Nisan 2020’de Bronx Hayvanat Bahçesi’ndeki kaplanlar ve aslanların COVID-19’a yakalandıklarına dair bir haber vardı.

Zoonotik hastalık geçişleri bu türlerle sınırlı değil. Hayvanat bahçeleri ve akvaryumlarda 50’den fazla hayvan türünün test edilmesine dayanan araştırmalar, bize ürkütücü bir liste sunuyor. Bugüne kadar COVID-19 vakaları yaşanan hayvanlar şu şekilde:

  • Büyük kediler
  • Misk kedisi
  • Balıkçı kedi
  • Su samuru
  • Vizon
  • Primatlar
  • Ak kuyruklu geyik
  • Ak burunlu koati
  • Benekli sırtlan
  • Suaygırı
  • Gelincik
COVID-19’a neden olan SARS-CoV-2 virüsünün vizonlar arasında yayılması üzerine Danimarka, büyük tepki çeken bir uygulamaya imza atarak virüsünün insanlar ile hayvanlar arasında geçişini önlemek için milyonlarca vizonu itlaf etmişti.

İnsanlarda kontrol altına alınsa da virüs hayvanlar üzerinden geri dönebilir

Pandemi, insanlar arasında kontrol altında tutulsa bile, türler arası geçiş yapma konusunda bu kadar yetkin olan bir virüsün hayvan popülasyonlarında kalabileceği ve ardından yeniden insanlara atlamaya hazır olduğunu da çeşitli çalışmalarda kendisini gösteriyor.

“Tehlike, bu virüsün insanlara geri dönmek üzere bir hayvan rezervuarı oluşturabilmesidir,” diyen Penn’s Perelman Tıp Okulu’nda mikrobiyolog Frederic Bushman, bu geçişlerin vizonlar yoluyla olabileceğine inanıyor. Virüs barınmaya devam ettikçe de evrimleşmesinin muhtemel olduğunu söylüyor.

ABD’nin farklı üniversitelerinden bilim insanları tarafından yapılan araştırmalar, bu rezervuarların zaten var olabileceğini öne sürüyor. Zira Penn State Üniversitesi tarafından ak kuyruklu geyiklerdeki SARS-CoV-2 enfeksiyonu üzerine yürütülen geçen yılki araştırma, virüs için test oranlarının yüksek oranda pozitif olduğunu ortaya koyuyor.

ABD Tarım Bakanlığı tarafından daha önce yapılan bir araştırma ise test edilen geyiklerin %40’ının antikorlara sahip olduğunu ortaya koyuyor. Bu da daha önce virüse maruz kaldıklarının açık bir işareti.

Çalışmalar, SARS-CoV-2 virüsünün, 15 eyaletteki ak kuyruklu geyiklerde bulunduğunu gösteriyor. Pennsylvania Üniversitesi Veteriner Okulu’ndan mikrobiyolog Eman Anis de ak kuyruklu geyiklerin, SARS-CoV-2’yle enfekte olmalarına izin veren hücresel reseptör bağlanma bölgelerine sahip hayvan türleri listesinin başında yer aldığını belirtiyor.

Anis, hayvanlardaki yuvalanmayı şöyle anlatıyor: “Türlerin nispeten yüksek oranda enfekte olması ve enfeksiyonu bir hayvandan diğerine yayabilmesi gibi kriterler, bir rezervuara sahip olmak için neye ihtiyacınız olduğunu gösteriyor. Geyiklerdeki vakalar da bu anlattıklarımızı karşılıyor.”

Geyiklerde rastlanan COVID-19 vakaları

Anis’in yanı sıra Bushman, doktora öğrencisi Andrew Marques, Penn Vet’ten yabani hayat hastalıkları ekoloğu Erick Gagne ve meslektaşları, Pennsylvania eyaletindeki geyiklerde virüsün yaygınlığına dair yakın tarihte bir çalışma yaptı. Araştırmacılar, 2021 sonbahar ve kış aylarında avcılar tarafından öldürülen veya yollarda kazayla ölen 93 geyikten örnekler aldı. Bunlardan 18’inin PCR testi pozitif çıktı.

Tam genom dizimi incelemesi yapılan örnekler üzerinden MedRXiv’de yayınlanan makaleye göre iki alfa varyant vakası, virüsün insanlardan iki farklı zamanda geyiklere sıçradığını düşündürecek kadar farklıydı. Bununla birlikte geyiklerde alfa tespit edildiği sırada alfa varyantı insanlarda yoktu.

Bushman, “Alfa varyantı, insanlarda Nisan ve Mayıs aylarında zirveye ulaştı ama bu bulguyu insanlarda kaybolduktan çok sonra, Kasım ayında görüyoruz. Bu da alfa varyantının uzun süredir Pennsylvania’daki geyiklerde dolaştığını düşündürüyor.” Bulgular, “geyiklerin enfekte olmasının tek seferlik veya nadir bir olay olmadığına” dair kanıtlar sunuyor.

Geyiklere nasıl bulaşıyor?

Geyikler genellikle insanlarla düzenli olarak yakın etkileşime giren hayvanlar olarak düşünülmüyor. Buna rağmen insanların hayvanlara farklı zamanlarda nasıl enfeksiyon bulaştırdığı ise bir sır olarak kalıyor.

Geyiklerin tutsak edilmesi ve hatta virüs yüklü atık su ile temas, olasılıklar arasında yer alıyor. Penn araştırmacıları, önümüzdeki aylarda yaban geyiği testlerini genişletmeyi ve diğer yabani hayat türlerinin testleriyle araştırmanın kapsamını genişletmeyi planlıyor.

“Hangi farklı türlerin enfekte olabileceğini ve dünyada gerçekten neler olup bittiğinden emin olmamız için izlemeye devam etmek ve gözetimimizi genişletmek çok önemli,” diyen Anis, bu araştırmaların hem hayvanları hem de insanları koruyabilecek yönetim stratejileri geliştirmeye yardımcı olacağını umuyor.

Yaban hayvanlarını esaret altına almak, zoonoz hastalık geçişleri için uygun ortam yaratıyor.

Kendinizi nasıl güvende tutabilirsiniz?

Uzmanlar COVID-19’un hayvanları nasıl etkilediğini araştırmaya devam ederken hayvandan insana bulaşma riskinin çok düşük olduğu düşünülüyor. Ancak bir vaka her şeyi değiştirebilir. Bu çıkarımı, bu virüsün bir insanda görülmesinin, dünyayı nasıl etkilediğinden yapabiliriz. Bununla birlikte COVID-19 korkusuyla yabanda yaşayan hayvanlara zarar vermemiz ve onlara kin tutmamız gerekmiyor.

Ancak dikkatli olmak ve kendimizi yabani hayvanlardan kaynaklanan diğer olası hastalıklardan korumak için yapabileceğimiz bazı şeyler var:

  • Vegan veya vejetaryen olmak en etkili çözüm. Ancak bunu yapmıyorsanız bile kaynağını bilmediğiniz etleri yemeyin.
  • Avcılığa engel olun.
  • Hayvanat bahçelerine gitmeyin, yakınınızda hayvanat bahçesi açılmasına engel olun.
  • Yaban hayatı ticaretiyle ilişkili ürünleri kullanmayın. (Fildişi ve kürk bunlardan yalnızca ikisi.)
  • Yaban hayvanlarının yeri doğadır. Orada belli bir besin zinciri içinde yaşamlarını sürdürürler. Bu sebeple onları hiçbir sebeple tutsak etmeyin, kendi ortamlarında bile olsa beslemeyin.
  • Ölü ya da hasta hayvanlara yaklaşmayın, dışkılarına sakın dokunmayın.
  • Kendinizi ve evcil hayvanlarınızı yaban hayvanlarından güvenli bir mesafede tutun.
  • Dışarıda vakit geçirdikten sonra mutlaka ellerinizi yıkayın. Çocuklarınızın da elini yıkamasını sağlayın.
  • Aşı olun ve çevrenizdekileri de aşı olmaya ikna edin.
  • Yaban hayatının korunmasına destek olun.

Bu yazıyı hazırlarken hangi kaynaklardan faydalandık?

webmd.com/lung/covid-19-and-wild-animals#1

scitechdaily.com/threat-of-never-ending-covid-sars-cov-2-virus-is-jumping-between-humans-and-wildlife/

theconversation.com/deer-mink-and-hyenas-have-caught-covid-19-animal-virologists-explain-how-to-find-the-coronavirus-in-animals-and-why-humans-need-to-worry-176666

cdc.gov/healthypets/covid-19/wildlife.html

conservation.org/stories/impact-of-covid-19-on-nature

theconversation.com/is-covid-19-infecting-wild-animals-were-testing-species-from-bats-to-seals-to-find-out-151467

Bir Cevap Yazın