Raymond Croze, Toulon Limanı'nda (Fotoğraf: Nicolas Corbel) https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Raymond_Croze.jpg
İzmir, Aliağa’da her yıl onlarca gemi sökümü gerçekleştiriliyor. Bunlardan bir kısmı da asbest ve ağır metaller olmak üzere tehlikeli atıklar barındırarak işçi, çevre ve halk sağlığını hiçe sayıyor.
İşçi güvenliğini sağlayan ekipmanlar yok, eğitim yok, çevre ve halk sağlığını temin edecek denetimler de yok. İşin ucunda para olduktan sonra ne işçinin ne de çevrenin bir önemi yok!
Son günlerde yine benzer bir durumla karşı karşıyayız. Fransız bandıralı Raymond Croze gemisi, söküm işlemi için Aliağa’ya getiriliyor. Bu filmi, geçtiğimiz yıl 900 ton civarında asbest taşıyan 60 yıllık Fransız NAe São Paulo gemisi, yine aynı amaçla Aliağa’ya doğru yola çıktığında görmüştük.
Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) temsilcisi Ege Demirel’le 21 Temmuz 2022’de yaptığımız söyleşi, durumun vahametini gözler önüne sermişti.
Sektörde iş güvenliği ve işçi sağlığı konusunda gerekliliklerin yerine getirilmediğini ve denetimlerin yetersiz olduğunu dile getiren Demirel, eğer NAe São Paulo gemisi, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) önlemlerine uyulmadan ve çevre sağlığını hiçe sayılarak sökülürse, bölgede kanser başta olmak üzere pek çok hastalığın süreç içerisinde işçilerde ve bölge halkında görülmesi tehlikesi olduğunu, ayrıca söz konusu maddelerin tarım havzalarına karışmasının gıda güvenliğini de tehdit ettiğini dile getirmişti.
Raymond Croze’un sökümünün yapılacağı yerde de işçilerin çalışma ortamının İSİG’e uygun olmadığı biliniyor. Demirel’in ifadeleriyle koruyucu kıyafet, ekipman ve koruyucu maske konusunda sorunlar söz konusu. Bu durumda işçiler için mezotelyoma (akciğer zarı kanseri) ve gırtlak kanseri gibi hastalıklar vuku bulabilir.
Yine bir ölüm gemisi
Evrensel Gazetesi’nden Ramis Sağlam’ın haberine göre, 18 Aralık’ta Toulon Limanı’ndan ayrılan geminin 27 Aralık’ta Aliağa’ya ulaşması planlanıyor.
Sağlam’ın Smyrna’dan İzmir’e Kentin Gündemi programına katılan Gemi Söküm Platformu (NGO Shipbreaking Platform) Politika Sorumlusu Avukat Ekin Sakin, gemide 50 ila 100 ton arasında asbest olabileceğini ifade ederek, “Bütün bunlar kapalı alanda kumlama yapılarak ortadan kaldırılmalıdır. Ancak Aliağa’da boyaların asbestten arındırılması için böyle bir teknik bulunmuyor. Bu gemi Aliağa’da sökülmemelidir. Gemi büyük miktarda asbest içermektedir ve Türkiye’deki tekniklerle değil, özel bir tesiste daha iyi olanaklarla geri dönüştürülmelidir,” diye belirtiyor.
Sağlam ise yanıt bekleyen sorularını şöyle sıralıyor:
1- Geminin izni için hangi prosedür takip edildi?
2- Boyaların potansiyel olarak asbest içerdiği konusunda tesis bilgilendirildi mi?
3- İlgili bakanlıklar asbest riskini değerlendirdi mi?
4- Tesis bu kadar yüksek miktardaki asbesti kapalı bir ortamda güvenli şekilde işlemeye hazır mı?
Artı Gerçek’e konuşan Asbest Söküm Uzmanları Derneği (ASUD) Başkanı Mehmet Şeyhmus Ensari ise bu geminin, AB’de yüksek asbest içerdiği bilinen mimli bir gemi olduğunu ve gemilerdeki asbestin, uluslararası normlarda temizlenmediğini vurguluyor.
Ensari ayrıca Aliağa’daki çalışma koşullarının, işçilere sağlanan ekipmanın ve işçilerin eğitimlerinin eksikliğinden dem vuruyor ve ekliyor: “Bu da başta çalışanlar olmak üzere Aliağa, İzmir ve Türkiye için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bu bölge bağımsız denetime açılmalı.”
Hatırlanacağı üzere NAe São Paulo gemisinin Aliağa’da sökümüne, haberin halk nezdinde geniş tepki uyandırması ve yürütülen mücadele sayesinde engel olunmuştu. Darısı Raymond Croze’un başına diyerek biz de üzerimize düşen çevre gazeteciliği görevini yerine getirmek istedik. Sürecin takipçisi olacağız.
Not: Bu riske engel olmak için habere katkı sunmak isteyen paydaşlar info@gastroeko.com üzerinden bizimle iletişime geçebilir.
Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) temsilcisi Ege Demirel’le yaptığımız söyleşiyi aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

😭