Haziran 2023’ten bu yana geçirdiğimiz her bir ay, “kaydedilen en sıcak ay” olarak tarihe geçti. Antarktika deniz buzlarında da aylardır rekor seviyelere yakın erime gözlemleniyor. Deniz yüzeyi sıcaklıkları ise geçen yılın bu zamanlarına göre rekor düzeyde fazla.
Ve tüm bunların ortasında gezegenimiz sel, sıcak hava dalgaları, kuraklık ve fırtınalarla boğuşuyor. Bu olaylara dayanarak konuşan bazı bilim insanlarına göre gezegenimiz, yeni bir döneme girmiş olabilir. Peki ama iklim değişikliği gerçekten de hızlanıyor mu?
İklim değişikliğiyle ilgili birçok şey gibi bunun cevabı da karmaşık. 2023’ten bu yana gerçekleşen doğal olayların iklim bilimcilerin mevcut bilgi birikimini sarstığı ve hatta dünya çapında iklim bilimciler arasında anlaşmazlık yarattığı aşikâr.
2023’te yaşananlar kafaları karıştırdı
İklim bilimi yılları değil, onlarca yılı baz aldığı için 2023’ün yorumlanması da iklim bilimi çevrelerinde bölünmeye neden olmuş durumda. Aslında bugüne kadar iklim modelleri, belirli bir seviyedeki sera gazının ne kadar küresel ısınmaya yol açacağını tahmin etmede son derece doğru sonuçlar verse de 2023 kafaları karıştırıyor.
ABD’de kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Berkeley Earth’ten Zeke Hausfather, “2023 alışılmadık derecede sıcaktı ve bunun nedeni konusunda hâlâ iyi bir açıklamamız yok,” diyor ve ekliyor: “Bu başlı başına endişe verici.”
NASA’dan Gavin Schmidt ise “Cevaplara sahip olmayı, özellikle de iklim gibi önemli şeyleri açıklayabilmeyi seviyoruz. Aslında geçen yıla kadar bazı şeyleri açıklama konusunda oldukça iyiydik,” diyerek durumla ilgili şaşkınlığını belli ediyor.
Birleşik Krallık Ulusal Hava Durumu Servisi Met Office’ten Colin Jones de “Geçen yıl küresel sıcaklıklarda yaşanan keskin artış, iklim değişikliğindeki ivmenin arttığının kanıtı olarak kullanılamaz,” diyerek, sadece bir yılın iklim bilimi için anlamlı olmadığını hatırlatıyor.
Peki ama neler oluyor?
En son iklim modellerinin çoğu, 1970’lerden bu yana yaşanan sıcaklık artışı oranlarıyla karşılaştırıldığında, Dünya’nın şimdi ve gelecek yıllarda gerçekten daha hızlı ısınacağını öngörüyor.
Bunun nedeni, gezegeni ısıtan karbondioksit emisyonları hâlâ artarken, aerosol gaz emisyonlarının son yıllarda önemli ölçüde azalması olarak görülüyor. Örneğin, 2006’dan bu yana Çin’in kükürtdioksit emisyonları %75’ten fazla düşmüş durumda.
Buradan yola çıkarak iklim bilimcilerin bir hızlanma beklememiz gerektiği konusunda hemfikir olduğunu söyleyebiliriz. Zaten BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) son değerlendirmesi de 2050’ye kadar ısınmanın, 1970-2024 aralığına oranla %26 daha hızlı olacağını öngörüyor.
Son rekorların tek sebebi El Niño döngüsü mü?
Pensilvanya Üniversitesi’nden Michael Mann, 2023’teki ısınma artışının El Niño’dan kaynaklandığını belirtirken Jones da 2023’teki rekor sıcaklıkların, okyanusta depolanan aşırı ısı için giderek daha fazla “yukarı tahliye vanası” görevi gören El Niño modelinin bir sonucu olabileceğini öne sürüyor.
Okyanuslar giderek daha fazla ısınırken, El Niño’dan kaynaklanan bu sıcaklık artışları gelecek yıllarda daha da büyüyebilir. Ancak diğer bilim insanları, El Niño döngüsünün 2023’teki rekor sıcaklığın nedenini tamamen açıkladığı konusunda şüpheci. Schmidt, El Niño döngüsü başlamadan önce de sıcaklık artış dalgasının başladığını hatırlatıyor.
O halde El Niño tek başına 2023’teki olağanüstü sıcaklıkları açıklayamıyorsa başka bir şeyler oluyor olabilir. Bilim insanlarına göre atmosferdeki aerosol hacimlerinin tam olarak bilemiyor, uluslararası nakliye ve volkanik patlamaların atmosferi nasıl etkilediğini tam olarak hesaplayamıyor olabiliriz.
Geçen ay düzenlenen bir basın toplantısında AB Copernicus İklim Değişikliği Servisi’nden Samantha Burgess, nakliye, yanardağlar ve diğer faktörlerden kaynaklanan etkileri hesaba katsak bile araştırmacıların yılın rekor sıcaklıklarını sadece kısmen açıklayabildiğini söylüyordu.
Bu açmaz, El Niño döngüsünün bitmesinin beklendiği bu yılın sonlarına kadar çözülemeyebilir. Çünkü döngü bitince sıcaklıklar da düşerse bu, 2023’teki sıcaklık rekorlarının suçlusunun El Niño olduğuna dair güçlü bir ipucu olacak.
Ancak değilse, bilim insanlarının gözden kaçırdığı başka şey(ler) var demektir. Bu da iklimbilimciler için yeni bir araştırma alanı açılacağı anlamına gelecek; yani iklim sistemi, iklim değişikliği yüzünden beklendiğinden önce rayından çıkmış olabilir.
Yazı: Madeleine Cuff
