Çalışma koşullarını düzeltmek üzere seslerini çıkararak dayak pahasına haklarını savunan ve sendikaya üye oldukları için işten atılan Fernas işçilerinin direnişi sürüyor.
İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusundaki eksiklerin, ihmalkârlığın, tedbirsizliğin nasıl sonuçlar doğurabileceğini bizzat yaşayarak, Bağımsız Maden İşçileri Sendikası sayesinde seslerini ve haklı isyanlarını Türkiye’ye duyuran Fernas işçileri, gerekli önlemlerin alınması talebiyle bir buçuk aydır direniyor.
Fernas’ın sahibi AKP Milletvekili Ferhat Nasıroğlu’na açık mektup da yazan emekçi kardeşlerimizin, “Bir daha 301 olmasın, hiçbir yer Soma gibi katliamın adıyla anılmasın” şiarıyla TBMM’ye yalınayak yürüyüşü devam ederken, yeni yayınlanan “Fernas’ta İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Raporu” durumun vahametini açıkça gösteriyor.
Çalışma koşullarının, “Soma Katliamı öncesindeki ihmalkarlıkları ve Ermenek’te 18 madencinin hayatını kaybettiği çalışma koşullarına benzediğinin” altı çizilen raporda, emekçilerin yaşadıkları ve gözlemlerinden yola çıkarak hazırlanmış durumda.
12 ana madde içeren ve Fernas’taki durumu açıkça ortaya koyan rapor, “Anlatılan sorunların bütün taraflarca dikkate alınırsa çözülebileceğini ve Fernas işçilerinin güvenli bir çalışma ortamıyla işinin başına dönebileceğini düşünüyoruz,” ifadeleriyle sunuluyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji Bakanlığı’nın yanı sıra Nasıroğlu’yla birlikte şirket yetkililerine ve tüm kamuoyunun dikkatine sunulan rapordaki temel işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunlarının ana hatları şöyle özetleniyor:
“Yeraltı madenciliğine hâkim olmayan bir anlayışla çalışma yapılıyor”
“Tünel işleri ile yeraltı kömür madenciliğinde galeri açma işlemlerinin, teknik ve güvenlik açısından birbirinden farklı çalışmalar” olduğu hatırlatılan raporda, Fernas’ta yeraltı madenciliğine hâkim olmayan bir anlayışla çalışma yapıldığı ve bunun da işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunları yarattığı belirtiliyor.
“Yeraltında kullanılmaması gereken araçlar ve hava sirkülasyonundaki eksiklik sebebiyle karbonmonoksit sorunu” olduğu belirtilen rapor ayrıca elektrik sistemleri ile yer altı suyunun bir arada bulunmasından dolayı suyun içinde elektrik akımına kapılarak toplu işçi ölümü riskini de gözler önüne seriyor.
“Yol vericide iki defa yazılımsal arızayla karşılaştım. Bu arıza sebebiyle yol verici kendi kendine kapanıp açıldı,” diye belirten olayın tanığı elektrikçi, yetkilileri şu sözlerle uyarıyor: “O yol vericiden çıkan boş hat ya da bir motor bakımı esnasında olursa bakım yapan mekanikçi açısından ya da boş hat sonucunda galeriye elektrik gitmesi durumunda vardiyadaki bütün işçiler bakımından ölüm sonucu kaçınılmazdır.”





Çeşitli ölüm riskleri var
Bir başka ölüm tehdidi ise işçilerin emniyetsiz çalıştırıldığı için yüksekten düşme riskiyle ilişkili; 1 metre ila 8 metre arasında değişen kot farklarının olduğu belirtilen raporda, buna karşın açık bir iskele sistemi olmadığı, emniyet kemeri gibi önlemler alınsa bile kullanılan sistem sebebiyle emniyet kemerinin bağlanacağı bir yaşam halatı bulunmadığı dile getiriliyor.
Raporda ayrıca galeride ilerlemenin yapıldığı noktada (en fazla 10-15 metre uzaklıkta) olması gereken gaz (metan, karbonmonoksit) algılama sensörlerinin en az 250-300 metre geride yer aldığı; gaz ölçüm ve izlemedeki bu tip ihmalkârlık ve manipülasyon sebebiyle de toplu ölüm riski olduğu, Amasra, Kozlu, Karadon’da grizu patlaması kaynaklı katliamların buna benzer ihmallerden kaynaklandığı bildiriliyor.
Kârı artırmak için yetersiz sayıda işçi çalıştırılmasından dolayı işçilerin uzmanı olmadığı alanlarda risk doğuracak işlere zorlandığı, bunun yanı sıra işi hızlandırmak için yetersiz tahkimat kurulması sebebiyle göçük riski olduğu ve daha önce dört kez olduğu gibi ocağı su basması sonucu ölüm riski olduğu da raporda yer alan bilgiler arasında.
Solunum sorunları, cilt yanıkları ve ciddi yaralanmalar
Toz emici aletler olmadığı için çeşitli solunum sorunları riskinin yanı sıra ATEX olarak bilinen Exproof (alev sızdırmazlık) sertifikasız aletler kullanıldığı için de patlama riski olması; bununla birlikte kimyasal kullanılmasına rağmen yeterli koruyucu ekipman verilmediği için işçi sağlığının ciddi zarar görme olasılığı da Fernas işçilerinin yaşamını tehdit eden sorunlar arasında yer alıyor.
Bağımsız Maden İşçileri Sendikası’nın paylaştığı video ve fotoğraflarda da bazı madencilerin kol, kasık, ayak ve saç bölgelerinde yapı kimyasalları, çimento katkıları nedeniyle cilt yanıkları meydana geldiği açıkça görülüyor.
Gastro Eko olarak “Bir daha 301 olmasın, hiçbir yer Soma gibi katliamın adıyla anılmasın” diyerek TBMM’ye yalınayak yürüyen Fernas işçilerinin arkasında olduğumuzu ve emekçilerin yaşamını tehdit eden uygulamamalara bir an önce son verilmesi gerektiğini savunuyoruz.
“Bir yumurta kadar değerim yok” diyen emekçi kardeşlerimize, “Sen her şeyden daha değerlisin” diyor, Fernas işçilerinin mücadelesine destek olmanın tam vakti olduğunu düşünüyoruz.
#ÇözNasıroğlu
