Ekonomik büyüme rakamlarının tek başına refahı temsil ettiği günler geride kalıyor.
Eşitsizlik ve servet dağılımı üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Fransız ekonomist-yazar Thomas Piketty ve World Inequality Lab akademisyenlerinin öncülüğünde hazırlanan “Dünya Adalet Raporu”, gezegenin sınırlarıyla uyumlu, ekoloji temelli ve sosyal adaleti merkeze alan bir gelecek vizyonu sunuyor.
The Guardian’ın gündeme taşıdığı rapor, gösterge bakımından modern ekonomilerin temel direği kabul edilen GSYİH (Gayrisafi Yurtiçi Hasıla) odaklı kalkınma modelini “yetersiz ve vizyonsuz” olarak nitelendiriyor.
Raporun en dikkat çekici tespiti ise çevresel krizin teknik bir problem olmaktan öte, özünde sınıfsal ve sosyal bir mesele olduğu vurgusu.
Sınıfsız ekoloji yaklaşımı gerçekçi değil
Akademisyenler, iklim eylemlerinin, gelir adaleti ve çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesi gibi toplumsal refah unsurlarından kopuk olmaması gerektiğini öne sürüyor.
“Sınıfsız bir ekoloji” yaklaşımının gerçekçi olmadığını savunan araştırmacılar, refahın artık “daha fazla üretim” değil, “ihtiyaç temelli yeterlilik” (sufficiency) kavramı üzerinden tanımlanması gerektiğini savunuyor.
Bu noktada Piketty ve ekibinin eleştirdiği nokta, herkesin aynı oranda karbon ayak izine sahip olduğu veya herkesin aynı şekilde etkilendiğine yönelik varsayım.
İki farklı gelecek senaryosu
Rapor, iki farklı gelecek senaryosu sunuyor:
1) Tekno-Ekstraktivist Model: Kaynakların sınırsızca sömürüldüğü, sözde teknolojik çözümlerin doğanın üzerindeki tahribatı örtbas etmek için kullanıldığı mevcut, sürdürülebilir olmayan sistem.
2) Ekolojik Refah Modeli: Doğa ve insan ile uyumlu, çalışma saatlerinin azaldığı, yaşam kalitesinin ve boş zamanın önceliklendirildiği ve servet dağılımının adil olduğu eşitlikçi bir toplum yapısı.
Radikal reform: Servet vergisi ve finansal yenilenme
Bu noktada çalışma sadece teorik bir çerçeve sunmakla kalmıyor, küresel finansal kurumların yeniden yapılandırılmasını ve zenginlere yönelik kapsamlı servet vergileri gibi radikal mali reformların hayata geçirilmesini öneriyor.
Akademisyenlere göre bu rapor, iklim değişikliğiyle mücadeleyi teknik bir ‘karbon hedefi’ olmaktan çıkarıyor; insanlığa daha adil ve nitelikli bir yaşam biçimi vadeden siyasi bir yol haritası sunuyor.
