17 Aralık 2024’te, Pasifik ülkesi Vanuatu’nun açıklarında 7.3 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Hasarın, başkent Port Vila’nın şehir merkezinde yoğunlaştığını belirten yetkililer, 10 kişinin öldüğünü ve 200’den fazla kişinin yaralandığını kaydetti.
Aslında Vanuatu’da deprem olması sıra dışı bir durum değildi. Çünkü ülke, halihazırda tektonik plakalar ile volkanlardan oluşan Pasifik Ateş Çemberi’nin üzerinde yer alıyor ve sürekli depremlerle sarsılıyordu.
Ancak bugüne kadar hiçbir deprem, 17 Aralık’taki gibi büyük bir yıkıma neden olmamıştı. Uzmanlara göre bunun nedeni iklim değişikliği olabilir.
Pasifik Ateş Çemberi üzerindeki konumu ülkeyi depremlere karşı özellikle hassas kılsa da sismik istikrarsızlığı, iklim değişikliği nedeniyle daha da kötü bir hal alabilir. Zira bu ada ülkesi, dünyada iklim değişikliğinden en fazla etkilenen beklenen bölgeler arasında.
“İklim değişikliği depremlerin sıklığını artırabilir”
Colorado Eyalet Üniversitesi tarafından yapılan ve Geology dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, iklim değişikliğinin sismik aktiviteyi tetiklediğine yönelik kanıtlara bir yenisini daha ekledi.
Aktif bir fay hattı üzerinde bulunan Güney Colorado’daki Sangre de Cristo Dağları’nı analiz eden araştırmacılar, söz konusu fayın son Buzul Çağı sırasında buzulların ağırlığı sayesinde sabit tutulduğunu ortaya koydu.
İklim değişikliği nedeniyle buzullar eridikçe de fay hattı boyunca sismik hareketliliğin arttığı görüldü. Öyle ki yerkabuğunun kırılması sebebiyle meydana gelen kaymalarda, beş kat artış tespit edildi.
Bu da buzullar eridikçe fay hattı boyunca sismik faaliyetlerin daha sık görülebileceğini gösterdi.
Çalışmayı yöneten araştırmacı Cece Hurtado, Euronews’e şunları söyledi:
“Bulgular, iklim değişikliği buz ve su yüklerini değiştirdikçe, tektonik olarak aktif alanlardaki hızla değişen stres koşulları nedeniyle daha sık fay hareketleri ve depremler görülebileceğini gösteriyor.”
Yerbilimleri doçenti ve çalışmanın kıdemli yazarı olan Sean Gallen ise “Bu ikna edici bir kanıt. Atmosfer ile yeryüzü arasında sahada ölçebileceğimiz sıkı bağlantıların olduğunu gösteriyor,” diye belirtti.
Bu eğilimi, aktif tektoniklerin bulunduğu Alaska, Himalayalar ve Alpler’deki hızlı dağ buzulu erimelerinde de gördüklerini belirten araştırmacılar, iklim değişikliği ile deprem arasındaki bu ilişkinin, risk değerlendirmesi yaparken dikkate alınması gerektiğini ve hayati önemi olabileceğini kaydetti.
