Dosya

Plastik kirliliğini temizlemenin iki; önlemenin yedi yolu

Gastro Eko’da bu sefer tek kullanımlık plastiklerin neden olduğu kirliliğe odaklanıyoruz. Önce durumun vahametini gözler önüne seriyor, ardından gıda güvenliği ve ekosistemlerin sağlığını güvence altına almak için iki etkili bilimsel çözüm önerisi paylaşıyoruz. Ancak asıl önlem, tüketici olarak bilinçlenmemizden geçiyor.

Tek kullanımlık plastik ürünler her yerde; pet şişelerden plastik poşetlere, şampuan şişelerinden gıda ambalajlarına kadar günlük hayatta kullandığımız birçok ürünle birlikte her yıl yaklaşık 300 milyon ton (insan nüfusunun ağırlığına eşit miktarda) plastik atık üretiyoruz. Bu plastiklerin ömrü kısa, tek kullanımlık ve çevre kirliliği yaratıyorlar.

Mikroplastikler, genellikle 5 mm’den küçük plastik parçacıklar olarak tanımlanıyor. Küçük olmalarına rağmen çevreye verdikleri zarar çok büyük. Mikroplastikler biyolojik olarak kolayca parçalanamıyor. Bu nedenle çevrede yüzyıllar boyunca kalabiliyor. Toksik kimyasalları emerek biriktiriyorlar.

Buna bağlı olarak deniz ve okyanuslardaki plastik kirliliği, çağımızın en büyük çevre sorunlarından birisi. BM Çevre Programı’na (UNEP) göre dünya okyanuslarına, atık su ve nehirler yoluyla her yıl 8 milyon ton plastik karışıyor. Bunun sebebi de tek kullanımlık plastikleri günün her anında kullanan insanlar.

Yalnızca deniz balıkçılığı yoluyla bile yılda 1mm’den küçük 300 milyondan fazla mikroplastik parçacığın okyanuslara karıştığı düşünülüyor. Avustralya’nın ulusal bilim ajansı Commonwealth Industrial and Scientific Organisation’dan (CSIRO) bir ekibin yaptığı çalışmaya göre ise okyanusların dibindeki mikroplastik ağırlığı 14,4 milyon ton civarında. Bu rakam, okyanusun yüzeyindeki kirliliğin iki katından fazla.

Plastik kirliliği, deniz ekosistemlerinde soyu tükenme tehlikesi altında olan birçok türü daha çok stres altına sokuyor.

Dünya Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) deniz türlerinin, plastik kirliliği yüzünden ciddi yaralanmalar ve ölümler yaşadığını belirtiyor. Bunun temel iki nedeni ise plastik döküntüleri veya mikroplastikleri yutmaları ya da bunlara dolanarak hareket kısıtı yaşamaları. Hareket kısırı demek, yem olmak ya da açlıktan ölmek demek. Bu durum da birçok besin zincirinin çökmesi ve mercanların harap olması (ağarması) anlamına geliyor.

Bu kirlilik, deniz ekosistemlerinin yanı sıra gıda güvenliğini de etkiliyor. Nature’da yayımlanan bir çalışmaya göre, tüketilen balık türlerindeki ortalama mikroplastik konsantrasyonları, kilogram başına 36 civarında. 1969’dan bu yana deniz çevresinin koruması üzerine çalışan uzmanlar grubu (GESAMP) ise suda yaşayan 114 türde mikroplastik bulduklarını söylüyor. Yayımladıkları raporda “İnsanların, kabuklu deniz ürünleri, balık ve deniz tuzu dahil olmak üzere deniz ürünleri tüketimi yoluyla mikro ve nanoplastiklere maruz kaldıkları açıktır.” ifadesi yer alıyor.

Environmental Science and Technology’de yayımlanan çalışmaya göre de insanlar yılda en az 50.000 plastik parçacık yiyor. Su tüketimini yalnızca şişelenmiş kaynaklardan karşılayan kişiler, buna ek olarak yılda yaklaşık 90.000 mikroplastik daha tüketiyor. Kısacası içimiz dışımız plastik!

Peki ama bu sorunun üstesinden nasıl gelebiliriz?

Bilim insanları bu sorunun çözümü için farklı öneriler sunuyor. Biz burada iki çözüm önerisine yer vereceğiz. İlk çözüm “midye kakası” olabilir. Söz konusu dışkılar, plastik parçacıkları su yüzeyine çıkaran bir özelliğe sahip, bu da onları bir araya getirip toplamanın kolaylaşacağı anlamına geliyor.

İngiltere’deki Plymouth Deniz Laboratuvarı (PML) tarafından yapılan deney, 300 midyenin (5 kg) saatte 250.000 parça mikroplastiği filtreleyebileceğini gösteriyor. Bu arada söz konusu midyeler, gıda olarak tüketilen midye türleri değil.

PML’de Deniz Ekolojisi ve Biyoçeşitlilik Başkanı olan Profesör Pennie Lindeque, “Bu gerçekten heyecan verici bir deney oldu. Çünkü midyelerin mikroplastikleri filtreleme kapasitesine sahip olmasını hep umuyorduk ve bunu gerçekten iyi yapıyorlar. Üstelik kendilerine zarar vermeden yapıyorlar,” diyor.

Midyeler ilk olarak deniz koşullarını taklit eden bir laboratuvar tankında test edildi. Sık sık mikroplastiklerle birlikte doğal besin kaynakları olan alglerle beslendiler. Bu koşullar, midyelerin mikroplastikleri almasına ve onları “biyodepozitlere” yoğunlaştırmasına, yani paketlemesine izin verdi. Kirliliği temizlemek için bu paketleri ayırt etmek ve toplamak kolaydır. Öyle ki sadece bir metrekarelik midye yatağının, günde 150.000 litre gibi muazzam bir su miktarını filtreleyebildiği tespit edildi.

Midyelere bir zararı olmamasıyla birlikte mikroplastik sorununu çözmek için umut verici bir başlangıç olduğunu söyleyebiliriz. Zira bilgisayar modellemesi, midyelerin bir gün onları çevreleyen sudaki mikroplastiklerin %25’ini filtrelemekten sorumlu olabileceğini öne sürüyor.

Ekip şimdi, bu doğal filtrelemenin deniz ortamında nasıl dağıtılacağını araştırıyor. Bu çalışmaların parçası olarak da Plymouth Marina’da bir test biyoresifi kurulmuş durumda. Ekip iki konuda net; plastik malzemelerin “yeniden paketlenmesi” midyelere zarar vermiyor ve bunlar en yakın deniz ürünleri restoranında veya sokaklardaki midye tezgahlarında bulmayı umduğunuz midyelerle değil.

Gıda için yetiştirilen midyeler, su kirliliğinin düşük olduğu alanlara yerleştiriliyor ve dağıtım işleminden önce toksinleri gidermek için temiz su ile yıkanıyor. Mikroplastikleri uzaklaştırmak için kullanılan biyoresifler ise asla insan tüketimi için kullanılmayacak olan midyeleri içeriyor.

Biyolojik Çeşitlilik Merkezi’ne göre, tek bir deniz midyesi iyi koşullarda 70 yıla kadar yaşayabiliyor. Bu yaşam süresi, midyeleri, az bakım gerektiren yaşam biçimiyle birlikte diğer binlerce okyanus türünü plastik kirliliğinden koruyan bir güvenlik ağı haline getirebilir.

Bir ihtimal daha var!

O da mikroplastik “yiyen” bakteriler mi dersin? Mikrobiyologlar, kirletici mikroplastikleri, ekosistemleri etkileyen habitatlardan uzaklaştırmak için sürdürülebilir bir yol geliştiriyor ve bunu yapmak için bakterileri kullanmak istiyor.

Bakteriler doğal olarak bir araya toplanma ve yüzeylere yapışma eğiliminde oluyor ve bu, “biyofilm” adı verilen yapışkan bir madde oluşturuyor. Hong Kong Politeknik Üniversitesi’ndeki (PolyU) araştırmacılar, bu yapışkan bakteri özelliğini kullanmak ve kirli sudaki mikroplastikleri yakalayabilen bant benzeri mikrop ağları oluşturmak için çalışıyor.

Ekip, Pseudomonas aeruginosa adlı bir bakteriden suda yüzen sahte mikroplastikleri hareketsizleştirebilen ve birleştirebilen bir bakteri biyofilmiyle, mikroplastikleri yakalayıp gruplandırıyor. Bu da araştırmacıların, mikroplastikleri bakteri tuzaklarından çıkarabilmesi ve geri dönüştürmesini mümkün kılıyor.

Merkezi Birleşik Krallık’ta bulunan Mikrobiyoloji Derneği’nin yıllık konferansında sunulan bu bulgular, henüz başlangıç ​​niteliğinde olsa da söz konusu buluş, sadece doğada bulunan bir şeyi kullanarak uzun vadede plastik kirlilik seviyelerini sürdürülebilir bir şekilde düşürmenin yolunu açabilir.

PolyU’dan mikrobiyoloji araştırmacısı Sylvia Yang Liu, doğal ortamlarımızın ‘plastifikasyonunu’ durdurmak için bu mikroplastikleri yakalayan, toplayan ve hatta geri dönüştüren etkili çözümler geliştirmenin zorunluluğundan dem vuruyor.

Konuyla ilgili farklı çalışmalar yürüten ve çalışmaya dahil olmayan Edinburgh Üniversitesi’nden biyoteknoloji uzmanı Dr. Joanna Sadler ve Strathclyde Üniversitesi’nde moleküler mikrobiyolog Dr. Nicholas Tucker, söz konusu “biyofilm” çalışmasının mikroplastik kirliliğini önlemek adına “heyecan verici” olduğunu söyleyerek mikroplastik yiyen bakterilerin büyük umut vadettiği konusunda görüş birliğine varıyor.

Plastik kirliliğini önlemenin yedi kolay yolu var. Gündelik hayatta ufak değişikliklerle bu tip görüntülerin oluşmasına engel olabilirsiniz.

Engel olmak için neler yapılabilir?

Bunlar yaşanan sorunların çözümüne yönelik sadece iki çalışmaydı. Ancak asıl çözüm, engel olmaktan geçiyor. Plastik kirliliği sorununu çözmek için herkes bir şeyler yapabilir ve dünya çapında milyonlarca insan, plastik kullanımını azaltmak için şimdiden harekete geçiyor.

Peki ama plastik kirliliğine engel olmak için ne yapabiliriz? Bu konuda yıllardır çalışan Oceanic Society’ye göre okyanuslardaki plastik kirliliğine engel olmak için bugün yapabileceğiniz yedi şey:

Tek kullanımlık plastik kullanımınızı azaltın: Nerede yaşıyor olursanız olun, kirliliğe engel olmanın en kolay ve en doğrudan yolu, kendi tek kullanımlık plastik kullanımınızı azaltmaktır. Tek kullanımlık plastikler arasında plastik poşetler, su şişeleri, pipetler, kullan-at bardaklar, mutfak eşyaları, kuru temizleme poşetleri, paket servis kapları ve bir kez kullanılıp atılan diğer tüm plastik maddeler yer alır. Bunu yapmanın en iyi yolu, aslında ihtiyacınız olmayan tek kullanımlık plastikleri (örneğin pipetler, plastik poşetler, paket servis kapları, paket servis kapları) reddetmek ve bu ​​ürünlerin yeniden kullanılabilir versiyonlarını (mesela matara, tas, bez çanta) satın almak ve yanınızda taşımaktır. Ve tek kullanımlık plastik ürünleri reddettiğinizde, alternatifler sunmalarını istediğinizi bildirerek işletmelere tavsiyede bulunun.

Geri dönüştürülmesini sağlayın: Şu anda, dünya çapında plastiğin sadece %9’u geri dönüştürülüyor. Bunu artırmak bizim elimizde. Örneğin, evde ortaya çıkan plastik atıkları biriktirip belediyenizin atık biriminden gelip almalarını isteyebilirsiniz. (Mesela ben Şişli Belediyesi’nden rica ediyorum ve belli günlerde gelip alıyorlar.) İlla plastik kullanmanız gerekiyorsa geri dönüştürülebilen plastikleri kullandığınızdan emin olun ve bunların geri dönüşümünü sağlayın. Geri dönüşüm, plastiklerin su kaynaklarından uzak tutulmasına yardımcı olur ve dolaşımdaki “yeni” plastik miktarını azaltır.

Bir plaj veya nehir temizliğine katılın (veya organize edin): Yerel plajınızın veya su kaynaklarının temizliğine katılarak veya organize ederek plastiklerin suya karışmasına engel olun. Bu, okyanuslardaki plastik kirliliğiyle savaşmanın en doğrudan ve ödüllendirici yollarından biridir. Plaja veya su kaynağına gidebilir, kendi başınıza veya birkaç arkadaşlarınız ve ailenizle birlikte plastik atık toplayabilir; yerel bir organizasyonun temizlik etkinliğine katılabilirsiniz.

Tek kullanımlık plastiklerin yasaklanmasına destek olun: Dünya çapında birçok yerel kurum, tek kullanımlık plastik poşetler, paket servis kapları ve pet şişeleri yasaklamış durumda. Topluluğunuzda bu tür politikaların benimsenmesini destekleyebilir veya kampanyayı siz başlatabilirsiniz.

Mikroboncuk içeren ürünlerden kaçının: “Mikroboncuklar” olarak adlandırılan küçük plastik parçacıklar, son yıllarda su kaynaklarında artan başka bir plastik kirliliği kaynağı haline geldi. Mikroboncuklar bazı yüz maskeleri, diş macunları ve vücut yıkama ürünlerinde bulunur ve denizlerimize lağım sistemlerimiz yoluyla kolayca girer, yüzlerce deniz türünü olumsuz etkiler. Kozmetik ürünlerinizin içerik etiketlerinde “polietilen” ve “polipropilen” ifadesini arayarak plastik mikroboncuk içeren ürünlerden kaçınabilirsiniz.

Bilinçlenin ve bilgiyi yayın: Plastik kirliliğiyle ilgili konularda bilgi sahibi olun ve başkalarının sorundan haberdar olmasına yardımcı olun. Arkadaşlarınıza ve ailenize nasıl çözümün bir parçası olabileceklerini anlatın. Bu konuda çalışan organizasyonların çalışmalarını inceleyin, mümkünse katılın. Konuyla ilgili filmleri izleyin ve bu filmlerin çevreniz tarafından daha fazla izlenmesine katkıda bulunun.

Plastik kirliliği konusunda destek kuruluşları: Ülkemizde TURMEPA, uluslararası olarak çalışan da Oceanic Society, Plastic Pollution Coalition, 5 Gyres, Algalita, Plastic Soup Foundation ve diğerleri dahil olmak üzere okyanus plastik kirliliğini çeşitli şekillerde azaltmak ve ortadan kaldırmak için çalışan birçok kâr amacı gütmeyen kuruluş var. Bu kuruluşlar, çalışmalarını sürdürmek için sizin gibi insanlardan gelen bağışlara güveniyor. Küçük bağışlar bile büyük bir fark yaratabilir!

Bu yedi fikir, okyanuslarda büyüyen plastik kirliliği sorununu çözmeye yardımcı olabileceğiniz yollar için yalnızca bir taslak sunuyor. Önemli olan, hepimizin bir şeyler yapabileceğinin farkına varmamız. Denizlerimize plastik karışmasına engel olmak hem deniz ekosistemlerinde yaşayan canlıları korumanın hem de sağlığımız ve gıda güvenliğimizin teminatıdır.

Yazı: Batuhan Sarıcan (info@gastroeko.com)

Kaynak

https://www.unep.org/interactive/beat-plastic-pollution/

https://www.nature.com/articles/s41598-021-81499-8

https://www.weforum.org/agenda/2020/11/marine-microplastics-pollution-ocean-australia/

https://www.iucn.org/resources/issues-briefs/marine-plastics

https://pubs.acs.org/doi/abs/10.1021/acs.est.9b01517

http://www.gesamp.org/publications/microplastics-in-the-marine-environment-part-2

https://www.euronews.com/green/2021/07/20/mussel-poo-could-be-the-secret-to-removing-microplastics-from-the-oceans

https://www.theguardian.com/science/2021/apr/28/scientists-find-way-to-remove-polluting-microplastics-with-bacteria

https://www.oceanicsociety.org/resources/7-ways-to-reduce-ocean-plastic-pollution-today/

Bir Cevap Yazın