Yeşil alanlar, daha iyi sağlıkla ilişkili olan fiziksel aktiviteyi ve topluluk etkileşimini teşvik ediyor. Ayrıca ağaçların ve yeşilliklerin bol olduğu mahalleler genellikle daha serin oluyor ve su baskınlarına karşı daha dayanıklı oluyor; hava kirliliği oranları da daha düşük oluyor. Bu da beklenen yaşam süresindeki azalışların önüne geçiyor.
Daha önceki bilimsel çalışmalar, yeşil mahallelerde yaşayan insanların “daha düşük stres ve kardiyovasküler hastalık seviyeleri” de dahil olmak üzere çeşitli sağlık faydalarına sahip olduğunu gösteriyordu. Yeni bir araştırma ise “yeşile yakın” olmanın daha farklı bir boyutunu gözler önüne seriyor.
Science of the Total Environment dergisinde yayınlanan çalışma parklara, ağaçlara ve diğer yeşil alanlara yakın yaşamanın, hücrelerimizin yaşlanma hızını yavaşlatabileceğini gösteriyor. Çalışma, daha fazla yeşil alana sahip mahallelerde yaşayan insanların daha uzun yaşam ve daha yavaş yaşlanmayla ilişkilendirilen “daha uzun telomerlere sahip olduğunu” ortaya koyuyor.
Peki ama telomer de nedir? Telomerler, “ayakkabı bağcıklarımızın plastik uçları gibi” kromozomlarımızın uçlarında bulunan ve DNA’nın çözülmesini engelleyen yapılar olarak biliniyor. Bir hücrenin telomerleri ne kadar uzun olursa, o kadar çok kopyalanabiliyor. Telomerler hücreleri bölünemeyeceği kadar kısaldığında hücreler ölüyor. Bu da yaşlanma sürecini hızlandırıyor.
North Carolina State Üniversitesi’nde parklar ve halk sağlığı üzerine çalışan Prof. Aaron Hipp, nerede yaşadığımız, nelere maruz kaldığımız, ne kadar egzersiz yaptığımız, ne yiyip içtiğimiz gibi faktörlerin her birinin, telomerlerin parçalanma hızını ve yaşlanma sürecimizi etkileyebileceğini ve bunun birçok çalışmayla kanıtlandığını hatırlatıyor.
7.800 kişiyi kapsayan araştırma
Son araştırmaları kapsamında Hipp ve meslektaşları, 1999-2002 yılları arasında ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) tarafından yürütülen çalışmaya katılan 7.800’den fazla kişinin, telomer uzunluk ölçümlerini de hesaba katan tıbbi kayıtlara bakmış durumda.
Her kişinin mahallesindeki yeşil alan miktarını tahmin etmek için nüfus sayımı ve kentsel peyzaj verilerini de dikkate alan araştırmacılar, “bir mahallenin yeşil alanındaki %5’lik artışın, hücrelerin yaşlanmasında %1’lik bir azalmayla ilişkili olduğunu” ortaya koyuyor. Hipp’e göre, “Alan ne kadar yeşil olursa hücre yaşlanması da o kadar yavaş oluyor.”

Ancak madalyonun öteki yüzüne de bakmak gerekiyor. Hipp, yeşil mahallelerde yaşasalar bile sosyo-ekonomik durumu iyi olmayan ve ayrımcılıkla boğuşan topluluklarda bu sonuçların daha farklı çıktığını belirtiyor.
Yani yoksul ve ayrımcılığa uğrayan kesimler, her ne kadar yeşil alanlara yakın yaşasalar da telomer bağları daha kısa oluyor, hücreleri daha erken yaşlanıyor. Hipp, yine de bu bölgelerde yeşil alanlara erişimin kritik önemde olduğunu sözlerine ekliyor.
Edinburgh Üniversitesi’nde peyzaj alanında çalışan ve araştırmanın baş yazarı olan Scott Ogletree de katılımcıların düşük gelirli veya birbirinden kopuk bölgelerde yaşadığı durumlarda, yeşil alanların telomer uzunluğu üzerinde çok az etkisi olduğunu söyleyerek, çevre ile insan sağlığı arasındaki ilişkiyi ele alırken bu soruların da mutlaka ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Yerel yönetimlere büyük iş düşüyor.
Haberi yazarken hangi kaynaklardan faydalandık?
sciencedirect.com/science/article/pii/S0048969723060795?via%3Dihub
theguardian.com/us-news/2023/dec/02/green-space-ageing-neighborhood
Bunlar da ilginizi çekebilir
