İstilacı yabancı türler, Türkiye’nin deniz biyoçeşitliliğine yönelik başlıca tehditlerden birisi olarak görülüyor. Türkiye kıyılarında bulunan 539 denizel yabancı türden 105’i istilacı olarak kabul ediliyor. Deniz üzümü (Caulerpa cylindracea) de bu tehditlerden birisi.
Akdeniz bölgesindeki yerel biyoçeşitliliği bozan bu istilacı tür, özellikle “denizin akciğerleri” olarak bilinen Neptün deniz çayırları (Posidonia oceanica) için ciddi bir tehdit oluşturuyor. 19 adayı kapsayan ve toplamda 17.950 hektarlık alana yayılan Ayvalık Adaları Tabiat Parkı da bu tehditten nasibini alıyor.
1 metrekaresi fotosentez yoluyla günde 10 litre oksijen üretebiliyor
Neptün deniz çayırları, deniz ekosistemi için son derece kritik; 1 metrekaresi, fotosentez yoluyla günde 10 litre oksijen üretebiliyor ve bu sayede balık rezervleri ile deniz yaşamının geri kalanı için büyük bir fayda sağlıyor.
Buna karşın tekne çapalarının deniz tabanında sürüklenirken yerel deniz çayırlarını parçalaması üzerine deniz üzümleri, boşalan noktalara yerleşerek koloni kuruyor. İstilacı deniz üzümünün yayılımıyla mücadele etmek de bu yüzden büyük önem arz ediyor.
Bu tehdide karşı önemli bir adım atan UNDP, farklı istilacı türlerle mücadele etmek için tasarlanan geniş kapsamlı bir denizel alan yönetim planı kapsamında, Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’na kurulan 50 adet tonozlu şamandıradan oluşan “beş tonluk” sistemi hizmete sokarak deniz çayırlarının korunmasına destek oluyor.

Amaç: Dibe çapa atılmasına engel olarak deniz ekosistemini korumak
Ayvalık’taki bu çalışma, UNDP’nin yanı sıra Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile Doğa Araştırmaları Derneği’yle iş birliğinde gerçekleştiriliyor. Bu proje sayesinde tekne sahipleri, deniz çayırlarına çapa atmak yerine teknelerini şamandıralara bağlamaya teşvik ediliyor.
Bu çalışma, Küresel Çevre Fonu’nun (GEF) 3,3 milyon dolarlık finansman desteğiyle yürüttüğü ve istilacı yabancı türlerin önlenmesi, tespiti, kontrolü ile yönetimine yönelik kapasiteyi güçlendirmek ve yatırımlar yapmak yoluyla deniz ile kıyı ekosistemlerinin direncini artırmak amacıyla yürütülen kapsamlı “Denizel İstilacı Yabancı Türler” (MarIAS) projesinin bir parçası.
“Sağlıklı ekosistemler, deniz üzümü gibi istilacı türler tarafından bozulabilen ve bozulması halinde feci sonuçlara yol açabilen hassas bir dengeye sahip,” diyen UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Louisa Vinton, Ayvalık ve diğer denizel alanlardaki çabaların amacının, doğal dengeyi sürdürülebilir bir şekilde yeniden sağlamak olduğunu söylüyor.
Konu ilginizi çektiyse MarIAS Proje Yöneticisi Mehmet Gölge’yle daha önce yaptığımız söyleşiyi okuyabilirsiniz:
