Uzmanına Sorduk

Prof. Dr. Murat Türkeş’e sorduk: Sis nedir? Çevreyi ve tarımı nasıl etkiler?

Bu aralar yurt geneline sis hâkim. Halk dilinde “göz gözü görmüyor” denmesine sebep olan bu hava olayında, görüş mesafesi azalarak çeşitli kazalar yaşanabiliyor. Peki ama sis nedir ve nasıl oluşur? Sisin olduğu bölgelerdeki canlılar ve tarım bundan nasıl etkilenir? Aklımıza sis ve sisin etkileriyle ilgili birkaç soru geldi ve cevaplarını doğru kişiden, uzmanından alalım istedik.

Yaşadığımız çevrenin farkına varmak ve ekolojik bilinci geliştirmek amacıyla ekolojiden coğrafyaya doğru bilgiyi aktarma çabasında olacağımız “Uzmanına Sorduk” köşemizde, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş’e, sisle ilgili merak ettiklerimizi sorduk, o da eksik olmasın bizi kırmadı.

Söyleşi: Batuhan Sarıcan (info@gastroeko.com)

  • Sevgili Murat hocam, sis neden ve hangi şartlarda oluşur?
  • Sorularınızı “Klimatoloji ve Meteoroloji” ve “Genel Klimatoloji: Atmosfer, Hava ve İklimin Temelleri” adlı ders kitaplarıma dayanarak, ancak oldukça yalınlaştırarak yanıtlamaya çalışacağım. Örneğin, çok genel olarak söylemem gerekirse, “Sis, yeryüzüne yakın havanın çeşitli yerel ya da bölgesel meteorolojik koşullarla bağlantılı olarak doyma noktasına ulaşarak yoğunlaşması sonucunda gelişen bir hava olayıdır.” Tanım olaraksa, “Yeryüzüne yakın havanın içindeki su buharının, bu bölümdeki havanın doyma noktası sıcaklığına yaklaşacak düzeyde soğuması sonucunda yoğunlaşarak ya da bu havaya buharlaşma ile ek su buharı verilmesi sonucunda asılı küçük su damlacıkları (bulut damlacıkları) kütlesi biçimini almasına sis adı verilir.” Tanımdan da anlaşılabileceği gibi, sis olayının oluşabilmesi için havanın nemli (su buharı içeriğinin yüksek) ve doyma noktasına yakın olması gerekir.

Aralık 1981-Mayıs 2004 arası dönemde Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nde de görev alan Prof. Dr. Murat Türkeş, otomatik hava gözlem istasyonunundaki aletleri kontrol ediyor.

  • Sis, aslında bulut mudur?
  • Evet; sis – oluşum yerleri için ova, plato, deniz kenarı, deniz, göl ya da okyanus üstü, dağ yamacı, dağların dorukları vb. gibi coğrafi ya da topografik bir ayrım yapılmaksızın- yeryüzüne değen ya da yeryüzünün hemen üstünde ve ona değecek biçimde oluşan bulutlara verilen addır. Başka bir deyişle bir bulut yeryüzüne değiyorsa, sis olarak adlandırılır. Örneğin uzaktan bakıldığında bir dağın doruklarında oluşan bulutlar uzaktan bakanlar ya da bir gözlemci açısından bir buluta karşılık gelirken, o anda dağın o bölümünde bulutun içinde kalan biri ya da bir gözlemci içinse bir sistir.
Şekil 1: Çanakkale Boğazı ve yöresinde sinoptik ölçekli kuvvetli yüksek basınç koşullarıyla ilişkili sakin ve kararlı havada oluşan yoğun radyasyon sisi – görüş uzaklığı 300 m’nin altında.
[Foto: M. Türkeş, 5 Kasım 2021, saat 10:30, Yapıldak-Saltık, Çanakkale.]
  • Siste niçin göz gözü görmez. Görüş alanını ne kapatıyor?
  • Sis aynı zamanda, görüş uzaklığını azaltan ya da kısaca görüşü sınırlayan bir hava olayıdır. Bu nedenle meteorolojide, yeryüzüne yakın havanın çeşitli süreçlerin katkısıyla doyması sonucunda oluşan bulut kütlesinin tabanı yeryüzüne yakın ya da doğrudan üstünde olduğunda görüş uzaklığının 1 km’nin altına indiği hava koşulları olarak da tanımlanır. Bu nedenle, sis oluştuğunda havadaki yoğun sis damlacıkları yüzünden görüş uzaklığı 1 km’nin altına iner. Çok kuvvetli yüksek basınç sistemleri ve bağlantılı kararlı atmosfer koşullarıyla bağlantılı olarak oluşan şiddetli ya da yoğun sis olaylarında görüş tümüyle kısıtlanır ve göz gözü görmez (Şekil 1). Sis görüş uzaklığını sınırladığı, ulaştırmada aksamalara, kazalara ve felaketlere neden olabildiği için, meteorolojik bir doğal afet olarak da kabul edilir.
  • Sis varken hafif yağmur çiseliyor gibi hissetmemizin nedeni nedir?
  • Sis varken hafif yağmur çiseliyor gibi hissetmemizin başlıca nedeni, atmosferin yeryüzüne değen ya da yere çok yakın en alt bölümünde sisi oluşturan milyarlarca çok küçük su ya da sis damlacıklarının varlığıdır.
Şekil 2: Güney Karpat Dağları’nın kuzey yamaçları boyunca orografik olarak yükselmeye zorlanan hava kütlesinin soğuması ve yoğunlaşmasıyla oluşan yamaç sisinin çevresine göre daha fazla soğuyan Karpatya Ladini iğne yaprakları ve sürgünleri üzerinde oluşturduğu çiy damlaları (arka planda görülen parlak grilik, yamaç sisini gösterir). Benzer şekilde, Türkiye’de de Kaz Dağı ve Uludağ gibi dağların özellikle kuzey yönlere dönük yüksek yamaçlarında ve yaylalarında oluşan çiy ve ‘çiy yağışı’, saf ya da karışık karaçam ve doğu Kayını, alpin kuşağa komşu daha yükseklerde ise saf ya da karışık Kaz Dağı Göknarı ve Doğu Kayını ormanları ile alpin kuşaktaki bodur çalılara ve çayırlara ek bir nem ve su sağlar. Bu ise, topraktaki su açığını kısmen dengeleyerek yaz kuraklığının etkisini azaltır.
[Foto: M. Türkeş, 7 Nisan 2013 Güney Karpatlar, Romanya]
  • Sisin, oluştuğu bölgedeki canlılara ve tarıma olumlu/olumsuz etkisi var mı?
  • Sis, özellikle aşırı kurak, kurak ve yarı kurak bölgelerde, yıl boyunca yağışın eksiliğini görece tamamlayarak sis damlacıkları da ‘sis yağışı’ şeklinde doğrudan çeşitli canlılara, özellikle hayvanlara ve toprağa düşerek toprak nemine katkı sağlayarak ya da yeryüzüne yakın bu bölümde havanın nem (su buharı) içeriğini ve nemlilik gradyanını artırarak bitkilere, hayvanlara, dolayısıyla hem ekosistemlere ve içerdiği canlı topluluklarına (fauna ve floraya) (Şekil 2) hem de tarıma olumlu katkı sağlamaktadır. Dünyanın dört bir yanındaki kronik olarak kurak bölgelerde, insanlar havada asılı duran sudan, özellikle yeryüzünün sürekli yüksek basınç sistemleri ve soğuk su akıntılarının birlikte etkilediği kurak kıyı kuşaklarında (ör. Güney Amerika’nın Büyük Okyanus kıyı kuşağının bazı bölgelerinde), bu sistemlerin denetiminde yılın büyük bir bölümünde oluşan sis kütlelerinin içindeki su buharından ve sis damlacıklarından yararlanarak su temin etmenin, başka bir deyişle yaşamanın yollarını buluyor ve sisten çok değerli ve yaşamsal bir önemi olan içme suyu üretiyor. İnsanlar örneğin Peru’nun kurak bölgelerinde yaşayan yerli halkları bunu, yani bir tür sis suyu hasadını nasıl yapıyor? Bu soruyu şöyle yanıtlamak olanaklıdır: Andların söz konusu okyanusa komşu kurak yamaçlarında, uygun yerlerde yamaçlara gerilmiş büyük ağlarla ya da çeşitli biçimlerdeki (ör. sepet gibi) sis kapanlarıyla kurak Peru coğrafyası boyunca sürüklenen kalın sisleri toplamak olanaklıdır. Küçük damlacıklar havadan görece daha soğuk ağlar üzerinde yoğunlaşır ve suyu ekinleri sulamak ve hatta içme suyu olarak kullanılabilecek kaplara taşıyan borulara damlar. Çeşitli gözlemsel çalışmalara göre, bu yolla, her ağ, her gün yaklaşık 200-400 litre tatlı su yakalayabilir ve düzenli kaynaklara kolay erişimi olmayan topluluklar için yeni bir su kaynağı sağlayabilir.

7’den 70’e halkı bilinçlendirme gayretinde olan Türkeş, Urfa’da Türkiye Çölleşme Modeli arazi çalışmasındayken, bir köy okulunu ziyaret ettiği sırada çocuklara doğayı ve coğrafyalarını anlatıyor.

  • Sisin ortadan kalkması için ne olması gerekir?
  • Kısa yanıtım, “sis kütlesinin güneşlenmeyle birlikte alttan ısınması, doyma noktasından uzaklaşarak buharlaşıp erimesi, yükselerek stratus ve/ya da iyi hava kümülüs ve stratokümülüs bulutlarına dönüşmesi ya da hava sıcaklığının hızla yükselmesi sonunda öğle saatlerinden çok önce hızla erip yok olmasıdır.” Bu süreç nasıl çalışır? “Normal koşullarda, gün doğumundan sonra birkaç saat içerisinde Yerküre yüzeyinin ısınmasına bağlı olarak sis katmanı eriyerek yok olacaktır. Bu olay sisin yükselmesi olarak da adlandırılmaktadır. Ancak bu olay sisin yükselmesi değildir; tersine Güneş yeryüzünü ısıttığı için, hemen havanın yere değen en alçak katmanını da ısıtır. Sonuç olarak, sis aşağıdan başlayarak yukarıya doğru buharlaşarak, sanki sis kütlesi yükseliyor izlenimini verir. Yer ya da radyasyon sisinin kalın olması durumunda, onun son aşaması beyaz bir alçak bulut katmanı (ör. stratus) gibi görünür.”
  • İklim değişikliğinin sis oluşumlarını artıracağını veya azaltacağını söyleyebilir miyiz?
  • İklim değişikliğinin sis oluşumlarını artıracağını ya da azaltacağını, veriye dayalı özel bir gözlem ve çeşitli senaryolara dayalı modelleme çalışmaları yapmaksızın söylemek doğru olmayabilir. Ancak genel olarak çeşitli sis oluşum bölgelerindeki sis klimatolojisinin, başka bir deyişle sis rejiminin değişebileceğini ve küresel ısınmanın başlangıcında, artan hava sıcaklıklarıyla birlikte bölgesel kuraklıklar daha sık ve daha şiddetli olmadan önce bazı bölgelerde sis oluşumlarının sıklığının ve şiddetinin artabileceğini söyleyebilirim. Ayrıca, sis oluşumlarının bazı bölgelerde azalabileceğini, daha önce sis oluşmayan bazı bölgelerdeyse sinoptik ölçekli basınç ve rüzgâr sistemlerinin ve/ya da yerel rüzgâr sistemlerinin (deniz ve kara meltemleri) değişmesi ve artan buharlaşmanın da katkısıyla yeni sis coğrafyalarının gelişebileceğini öngörmek de olasıdır.

Prof. Dr. Murat Türkeş kimdir?

IPCC dahil iklim değişikliğiyle ilgili birçok uluslararası çalışmada yer alan Prof. Dr. Murat Türkeş, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Fiziki Coğrafya ve Jeoloji Bölümü’nden mezun oldu ve yüksek lisansını da orada tamamladı. Doktorasını ise İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Coğrafya Enstitüsü Klimatoloji ve Meteoroloji Bilim Dalı’nda verdi. 2007 yılında Fiziki Coğrafya alanında “Profesör” unvanını aldı.

Alanındaki akademik boşluğu dolduran birçok kitabının yanı sıra gıda güvenliğinden kuraklık ve çölleşmeye birçok alanda mücadele ediyor. Kadın ve işçi emeğinin savunulması konularında da öncü duruşuyla ses getiren ve aktivist yönü de güçlü olan Türkeş, doğa için çalışmaya ve ekolojik bilinci yaymaya devam ediyor.

Bir Cevap Yazın