Konfor alanımızın dışına çıkmadığımız sürece yiyip içtiğimiz veya bize keyif veren şeylerin arkasında nasıl bir düzen olduğunun farkına varmayız. Bir ürün nasıl olmuştur da elimizdeki bardağa, tabağa veya tuttuğumuz sigara kağıdının içine girmiştir; hiç sorgulamayız, niye sorgulayalım ki!
Ama biz birçok şeye karşı çıkarız; “Hak, hukuk, adalet” deriz ama yaşanan herhangi bir hak ihlaline karşı sadece hashtag kullanırız. Çocuk emeğinin sömürülmesine karşı çıkarız ama tüttürdüğümüz bir dal sigarayla birlikte bir çocuğun geleceğinin de duman olup geceye karıştığını bilmeyiz. Bilmek de istemez, biz sadece karşı çıkarız.
Sonra birileri gelir, perdeyi kaldırır; sahnenin nasıl bir sömürü ve adaletsizlik düzeni üzerine kurulduğunu görmemizi sağlar. Kalkınma Atölyesi tarafından hazırlanan “Gecenin Karanlığında: Tütün Yetiştiriciliğinde Çocuk İşçiliği” raporu da işte tam olarak böyle bir çalışma olarak perdeyi kaldırıyor ve omuzlarına koca bir sektörün keyfi yükünü bindirilen çocuk işçilerin durumunu gözler önüne seriyor.

Beyza Gülgönül, Charlotte Lloyd, Ertan Karabıyık, Özgür Çetinkaya, Sumru Nur Elden ve Umut Kuruüzüm tarafından yazılan rapor, başta kamu kurumları ve şirketler olmak üzere tütün ürünlerinin çocukların emeğine bağımlılığını sona erdirme gücüne sahip karar alıcılara adanmış durumda. Bu haliyle rapora, iğneleyici ve yerinde bir başlangıç yapıldığını söylemek lazım.
Türkiye’de tarımın kanayan yarası: Çocuk işçiler
Türkiye’deki tütün yetiştiriciliğinde çocuk işçiliğine dair kanıtlar sunma amacı taşıyan çarpıcı çalışma, tütün yetiştiriciliğinde “ücretsiz aile işçiliği” kapsamında çocuk işçiliğinin hem belirgin hem de yaygın olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Çocuk işçiliğinin, tıpkı dünya genelinde olduğu Türkiye’de de tarımsal üretimin çeşitli aşamalarında, türlerinde ve coğrafi bölgelerinde oldukça yaygın olduğuna vurgu yapılan raporda tütün üretimi, çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinden birisi olarak ifade ediliyor.

Bunun arkası, iki yıkıcı nedenle dolduruluyor: Tütün yapraklarının zehirli olması ve genellikle tütün yaprağı hasadında geceleri çalıştırılan çocukların uykusuzluk yaşamaları ve bunun da çocukların fiziki, sosyal ve düşünsel gelişimlerini olumsuz etkilemesi…
Üstelik çocuklar buna karşı da çıkamıyorlar. Raporda yer alan bilgiye göre iş gücünü mümkün olduğunca düşük maliyetlerle kotarılabilmesi ve yüksek gelir elde edilebilmesi için tütün çiftçisi aileler, sıklıkla kendi veya akrabalarının çocuklarını “ücretsiz işçi” olarak kullanıyor.
Bu noktada bu çocukların sömürülmesinde ailelerinin olduğu kadar sigara ve diğer tütün mamul üreticilerinin ve denetleme mekanizması olarak devletin sorumluluğu olduğunu söylemek gerekiyor.

Dünya genelinde tütün yetiştiriciliğinde çalışan yaklaşık 1,3 milyon çocuk bulunduğu tahmin ediliyor. (STOP, 2021)
Tütün mamulü üreticileri bu duruma “sözde” karşı
Tütün mamulü üreticileri, tütün yetiştiriciliğine karşı olsalar bile çocuk işçiliğiyle yetiştirilen tütün yaprakları, 1940’lardan beri sigara üretiminde kullanılıyor. Rapor bu sömürü düzenini açıkça ortaya koyuyor ve bilimsel olarak kanıtlanıyor.
Örneğin firmalara ürettikleri ve kuruttukları tütünlerini satan ailelerin çocuklarının %60’ı, 9 ila 13 yaşlarında tütün tarlarında çalışmaya başlıyor. Bu da ulusal ve uluslararası hukukun açıkça ihlali anlamına geliyor.
Bilindiği üzere Uluslararası Çalışma Örgütü’ne (ILO) göre 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasak. Bu ifadeler T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın sayfasında da yer almakla birlikte 4857 sayılı T.C. İş Kanunu’nun 71. maddesi de bunun bir ihlal olduğunu açıkça belirtiyor.
Ancak bunun suçlusunun doğrudan üretici aileler olduğunu söylemek de güç… Tütün üreticisi aileleri, çocuklarını çalıştırmaya mecbur kılan politik ve tarihsel süreç (TEKEL’in özelleştirilmesi ve tütün üreticilerine verilen teşviklerin azalması vb.) ile tarım işçilerinin günden güne ekonomik cendereye sokulması (içinde bulundukları yapısal yoksulluk) gibi unsurları göz önünde bulundurduğumuzda hedef tahtasına neoliberal sistemi besleyen politikacıları koymak daha doğru bir yaklaşım gibi görünüyor.
Hayattan mahrum kalıyorlar
Çocuklar ise nasıl bir düzenin içinde olduklarından habersiz ve bu süreçten açıkça zarar görüyor; uykuda olmak yerine gecenin bir yarısında topladıkları veya oyun oynamak/sosyalleşmek yerine kurutma aşamasında yer aldıkları tütünlere çıplak elle dokundukları için deri yoluyla nikotin zehirlenmesi olarak bilinen “yeşil tütün” hastalığına yakalanabiliyorlar.
Raporda da vurgulandığı üzere tıpkı yetişkinleri de etkileyen bilek uyuşması, bel fıtığı ve diğer tarımla ilişkili kronik hastalıkların yanı sıra sırt ağrısı, yorgunluk ve iştahsızlık gibi sağlık sorunları yaşamaları da cabası.
Tütün hasat zamanında okul olmasa da okul zamanı devam eden diğer işlem süreçlerine katılmak zorunda bırakılmaları nedeniyle eğitim ve sosyalleşme haklarından da mahrum kalıyorlar. Kısacası tütün işçisi çocukların hem bugünleri hem de gelecekleri bu kara düzenin içinde duman olup havaya karışıyor. Üstelik bu düzen nesiller boyu sürüyor.

Alanında ilk niteliği taşıyan çalışma
Türkiye’nin batısındaki Denizli ilinin tütüne elverişli ovası Tavas’ta (22 haneden 116 kişiyle) gerçekleştirilen saha çalışmaları ve tütün yetiştiricisi ailelerle telefonla gerçekleştirilen anketler üzerinden hazırlanan raporda, araştırmacıların bölgede tütün yetiştiriciliği ve çocuk işçiliğiyle ilgili elde ettikleri saha notları da derlenmiş ve bir iç görü olarak sunulmuş durumda.
Yaklaşık yirmi yılını Türkiye tarımında çocuk işçiliği üzerine araştırma projeleri yürütmek ve bulguları küresel çapta yaymak için harcayan Kalkınma Atölyesi, bu çalışmanın tütün yetiştiriciliğinde çalışan çocukların zorlu yaşamlarını iyileştireceğini ve bu kalıcı soruna yönelik acil ve kalıcı çözümlere katkı sunacağını umduklarını belirterek, sektöre ve karar vericilere etkili öneriler sunuyor ve sonraki çalışmalara kapı açıyor.
Türkiye’de tütün üreticiliğinde çocuk işçiliğiyle ilgili “yayınlanmış ilk araştırma” olması açısından bir kilometre taşı olarak gördüğümüz bu raporla birlikte alanda farkındalık yaratılması ve çabaların artırılması adına ilk adımı atan Kalkınma Atölyesi’ne Gastro Eko olarak teşekkür ediyor; elini taşın altına koyabilecek tüm STK’leri eyleme, tütün mamulü üreticileri ve devleti de acilen bu işin önünü almaya davet ediyoruz.
TÜTÜNDE KIRIM VAR; ÇOCUK İŞÇİLİĞİNE HAYIR!
Yazı: Batuhan Sarıcan (info@gastroeko.com)
Not: Görseller Kalkınma Atölyesi‘ne aittir.
