Söyleşi

ÇEVKO Genel Sekreteri Mete İmer: “Depozito iade sisteminin, geri dönüşümün miktarını, kalitesini ve verimini arttıracağını düşünüyorum”

Yeni yılla birlikte zorunlu depozito iade süreci başladı. Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı (ÇEVKO) Genel Sekreteri Mete İmer’le yeni düzenlemenin hayatımıza neler getireceğini, döngüsel ekonominin önemini ve ÇEVKO’nun iklim krizine karşı neler yaptığını konuştuk.

Söyleşi: Batuhan Sarıcan (info@gastroeko.com)

  • Metin Bey, yeni yılla birlikte depozito iade sistemi tekrar uygulanmaya başlıyor. Bu kapsamda bizi neler bekliyor?
  • Türkiye’nin döngüsel ekonomide kaynak olarak değerlendirilen atıkları ülke içinden temin etmesi yolunda önemli bir adım olan depozito iade sisteminin uzun vadede hem şirketlere hem de topluma önemli katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Bu nedenle, ülkemizde içecek ambalajlarında kurulacak zorunlu depozito iade sistemiyle ilgili ekonomik, teknik ve lojistik altyapı eksikliklerinin tamamlanması; tüketici davranış alışkanlıklarının geliştirilmesine yönelik çalışmaların etkin bir şekilde yapılması gerektiğine inanıyoruz. Günümüz koşullarında toplumu oluşturan bireyler, son derece yoğun ve hızlı bir hayat temposu içerisinde yaşıyorlar. Bu bağlamda tüketici alışkanlıklarında olumlu değişikliklerin yaygınlaşması, uygulamada sağlanacak pratik kolaylıklarla mümkün olacaktır görüşündeyiz. Tüketicilere sağlanacak kolaylıkların, bu uygulama açısından en önemli noktalardan birini oluşturacağına inanıyoruz. Depozito iade sistemi ve Sıfır Atık girişimi, döngüsel ekonomi için önemli adımlardır. Döngüsel ekonominin doğal bir sonucu olan Sıfır Atık hedefi yolunda ilerlemesi için vakıf üyelerimizle birlikte çalışmayı sürdürüyoruz. Sıfır Atık yönetimini desteklemek için sanayi, belediye ve bireylerin içinde olacağı bilgi teknolojilerinin kullanıldığı sistemleri yaşama geçiriyoruz.
ÇEVKO Genel Sekreteri Mete İmer
  • Depozitolu şişelerin toplanması, hijyeni ve dağıtımından kim(ler) sorumlu olacak? ÇEVKO’nun yeni sistemdeki rolu ne olacak?
  • Bu konunun detayları henüz netleşmiş değil. Bir kamu kurumu olarak yeni kurulan Türkiye Çevre Ajansı bu konuda çalışma yürütüyor. Önümüzdeki dönemde bu konunun yönlendirici yönetmeliklerle netleştirileceği düşüncesindeyiz.
  • Yıllar önce depozito iade sistemi uygulanıyordu. Depozitolu şişeyi götürüp meşrubat aldığım zamanları hatırlıyorum. Sizce niçin gereksiz görülüp kaldırılmıştı? Bugün niçin tekrar uygulanmaya başlıyor?
  • Aslında, Türkiye’de uygulanmakta olan depozito sistemi kaldırılmadı. Gönüllülük üzerine kurulmuş bir sistem olarak günümüzde de halen devam ediyor. Arzu eden şirketler depozitolu ambalaj kullanıyor. Örneğin belli markalarda cam ambalajda satılan ürünlerde, bazı bayilerin otel, restoran ve kafelere satışları ile bazı marketlerin tüketicilere satışları depozitolu şişelerde yapılıyor. Depozitolu şişeler toplanıp yeniden doldurulmak üzere fabrikalara geri gönderiliyor. Yeni kurulacak sistemin farkı ise belirli içecek ambalajları için depozitolu satışın zorunlu olması ve geri alınan depozitolu ambalajların tekrar doldurulmayıp, kırılarak geri dönüşüme gönderilmesi.
  • Döngüsel ekonomi sizin için ne ifade ediyor?
  • Günümüzde 8 milyara yaklaşan insan nüfusu, üzerinde yaşadığı dünyayı ve çevresini tarımsal, endüstriyel ve diğer etkinliklerle etkilemiş, gelişmeye ve refahını arttırmaya çalışırken iklim değişikliğine, biyoçeşitliliğin azalmasına, kısıtlı kaynakların azalmasına yol açtı. Bugün artık, dünya üzerinde yaşamın devam etmesinin, insanlık olarak gelişimimizi sürdürmenin iklim kriziyle başa çıkmamıza bağlı olduğunu biliyoruz. Sürdürülebilir gelişmenin, bir eylemin, ekonomik boyutunun yanında toplumsal ve çevresel boyutlarının da dikkate alınmasıyla mümkün olabileceğini öğrendik. Fosillerin yakıt olarak kullanılmamasının, kısıtlı doğal kaynakların dikkatli ve verimli kullanımının, atıkların kaynak olarak yeniden değerlendirilebileceğinin önemini kavradığımızı umuyorum. Sürdürülebilir gelişmeyi sağlamanın yolu da günümüzde döngüsel ekonomiden geçiyor. Atıkları kaynak olarak gören bu ekonomik model, değerlendirilemeyen atıkları en aza indirmeyi hedefliyor.
  • Peki depozito iade sisteminin, döngüsel ekonomiye nasıl bir katkıda bulunacağını düşünüyorsunuz?
  • Depozito iade sisteminin, içecek ambalajlarının diğer atıklara karışmadan, temiz olarak toplanmasını, toplanan atıkların geri dönüşümünün miktarını, kalitesini ve verimini arttıracağını; böylece “sürdürülebilir üretim”, “sürdürülebilir tüketim” ve “üst dönüşüm” süreçlerinden oluşan döngüsel ekonominin üst dönüşüm sürecinin gerçekleşmesine hizmet edeceğini düşünüyorum.
  • Yeni sistemle birlikte mahallelerimizde cam kumbaralar artık olmayacak mı?
  • Mahallelerimizdeki cam kumbaralar da diğer geri dönüştürülebilir atıklar için yerleştirilen konteynerler de durmalı, hatta sayıları arttırılmalı düşüncesindeyim; çünkü depozito iade sistemi geri dönüştürülebilir atıkların toplanması için sihirli tek çözüm değil. Evsel ambalaj atıklarının tüketiciler, belediyeler ve lisanslı firmaların işbirliğiyle kaynağında ayrı toplanarak geri dönüşümünün sağlanması, sürdürülebilir bir geri dönüşüm sisteminin olmazsa olmaz koşuludur. Bu sistemin daha da iyileştirilmesi ve daha yüksek geri dönüşüm oranlarına ulaşabilmek için dünyanın bazı ülkelerinde içecek ambalajlarında depozito iade sistemi geliştirilmiş durumda.  Ülkemizde içecek ambalajlarında depozito iade sistemine geçilmesi çalışmalarıyla birlikte ilgili paydaşlarda ve toplumda yüksek geri dönüşüm hedeflerinin tutturulması beklentisi oluştu. Bütün dünyada ambalaj atıklarının büyük kısmı, “kaynağında ayrı toplama” dediğimiz, belediyeler ve yetkin atık toplama firmaları tarafından, evlerden, mahallelerden, iş yerlerinden kumbaralar ve atık torbaları yoluyla düzenli olarak toplanıyor. Depozito sistemi, “kaynağında ayrı toplama” sisteminin verimini arttırmak, geri dönüşüm oranlarını yükseltmek için kurgulanan son adım ve bu aşamada yalnızca belli malzemelerden üretilmiş içecek ambalajlarını içeriyor. Bizim gibi büyük bir ülkede geri dönüşümü arttırmak ve ilerletmek için, önce kesinlikle, kaynağında ayrı toplama sistemini geliştirmemiz ve yaygınlaştırmamız gerekiyor.
1991’de yola çıkan ÇEVKO Vakfı, 2002 yılında uluslararası “Yeşil Nokta” markasının Türkiye’deki kullanım hakkını elde etti. Vakıf, Avrupa’da çok yaygın olan bu markayı kullanan geri kazanım örgütleri ailesine katılarak ülkemizi Avrupa Birliği’nde temsil etme hakkını kazandı.
  • Depozitosuz şişelere alışan ve yeni sistemle uğraşmak istemeyen tüketiciler, şişelerini biriktirmekten ziyade çöpe atmayı tercih edecektir. Bu atığa nasıl engel olunabilir? Yeni düzenlemede bunun önüne geçmek için neler öneriliyor? Örneğin yasal bağlayıcılık var mı?
  • Bu sorunun yanıtı biraz toplum kültürü, biraz da yapılan bağlayıcı yönetmelik ve yasaların uygulanmasında kamu otoritesinin tutumuyla ilgili. Ambalaj atıklarının çöpe atılmayıp ayrı biriktirilmesi ve belediyelerce toplanması konusunda bağlayıcı hükümler içeren yasa ve yönetmeliklerimiz yirmi yıldır yürürlükte. Sonucu sizin takdirinize bırakıyorum. Depozito iade sistemi tüketici için maddi bir teşvik sağlayacağından sonucun olumlu olması umuluyor. Her şeye karşın, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de depozitolu şişeyi bakkala, markete götürmeyenler çıkacaktır. Sivil topluma düşen görev, bu konuda toplumu aydınlatmak ve usanmadan farkındalık yaratmak için çalışmak olmalı.  
Metin İmer: Yeni kurulacak sistemin farkı, belirli içecek ambalajları için depozitolu satışın zorunlu olması ve geri alınan depozitolu ambalajların tekrar doldurulmayıp, kırılarak geri dönüşüme gönderilmesi.
  • ÇEVKO olarak döngüsel ekonomiye geçiş ve iklim kriziyle savaşmak adına başka ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
  • Karbon içeren fosillerin yakıt olarak kullanılması nedeniyle elektrik üretiminden, sanayi proseslerinden, ev ve iş yerlerinin ısıtılmasından, ulaşım araçlarından, depolanan katı atıklardan çıkan atık gazlar, atmosferi kaplayarak “sera etkisi” sonucu iklim değişikliğine ve sonunda iklim krizine neden oldu. Azalan orman alanları bu süreci hızlandırdı. Diğer yandan, yeryüzündeki kıt kaynaklar ve hızla artan nüfus, insanlığın gelişmesini sürdürebilmesi için döngüsel ekonomiye geçişi zorunlu kılıyor. “Üret-tüket-at” diye özetlenen doğrusal ekonominin yerine “üret-tüket-geri dönüştür” diye özetlenen döngüsel ekonomide hedef “sıfır atık” ve atıkların tümünün kaynak olarak yeniden kullanılması. 30 yıl önce, geri dönüşüm odaklı sürdürülebilir gelişmeye katkı sağlamak üzere, bir gönüllü sanayi inisiyatifi olarak yaşama geçen ÇEVKO Vakfı, bu alanda sürdürülebilir bir sistemin kuruluş ve gelişimine öncülük etmenin yanı sıra geri dönüşüm kültürünün toplum geneline yayılması için gerçekleştirdiği çalışmalarla, geniş kitlelere temas eden bir sivil toplum kuruluşu kimliği de kazanmış durumda. Ambalaj atıklarının ekonomik işletmeler, belediyeler ve tüketicilerle iş birliği içinde kaynağında ayrı toplanarak geri dönüştürülmesinin yanında, Türkiye’de döngüsel ekonomiye geçiş ve “iklim krizi” ile savaşım ÇEVKO Vakfı olarak son beş yılda özellikle odaklandığımız konular. Henüz AB Döngüsel Ekonomi Paketi çalışmalarının sürdüğü bir dönemde Türkiye’de düzenlediğimiz Uluslararası Döngüsel Ekonomi Kongresi’nin ardından, farklı sektörlere yönelik gerçekleştirdiğimiz bir dizi çalıştayla, döngüsel ekonomi konusunda, düşünce ve eylem odaklı devamlılığı hedefledik. Öte yandan, 2015 yılının sonunda Birleşmiş Milletler çatısı altında imzalanan Paris İklim Anlaşması’nın ardından ÇEVKO Vakfı İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu’nu kurduk. Bu yıl, Çalışma Grubumuz Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) iş birliğinde iklim değişikliği konusunun çeşitli yönleriyle ele alındığı bir dizi çevrimiçi etkinlik düzenliyor.

İlginizi çekebilir:

“ÇEVKO Genel Sekreteri Mete İmer: “Depozito iade sisteminin, geri dönüşümün miktarını, kalitesini ve verimini arttıracağını düşünüyorum”” için bir yorum

Bir Cevap Yazın