Haber

ÇİSİP ve THHP: Hava kirliliği kaynaklı erken ölümler engellenebilir

Türkiye’de hava kirliliği nedeniyle yılda 45.000 kadar insan hayatını kaybediyor. Trafik kazalarındaki ölümün yaklaşık 8 katı! ÇİSİP ve THHP çatısı altında bir araya gelen sağlık uzmanları, hava kirliliğinden kaynaklanan can kayıplarının önlenmesi için Türkiye’nin, DSÖ’nün yeni sınır değerlerine uymasını talep ediyor.

Sessiz ve gözle görünmeyen bir düşman, kelimenin tam anlamıyla burnumuzun ucunda. Birleşmiş Milletler’e göre dünya genelinde her yıl 7 milyon erken ölüme neden olan hava kirliliğinden bahsediyoruz. Bu ölümlerin 4,2 milyonu sanayi ve trafik gibi faktörlerden kaynaklanan dış ortam hava kirliliği; 3,8 milyonu ise konut ısıtması ve yemek amaçlı kullanılan fosil yakıtlardan kaynaklanan iç ortam hava kirliliği nedeniyle gerçekleşiyor.

Bu haliyle hava kirliliği; yüksek tansiyon, tütün kullanımı ve bulaşıcı hastalıklardan sonra önde gelen ölüm nedenlerinden birisi olarak biliniyor. Buna karşın Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hava kalitesini ve kirlilik seviyelerini belirlemede en önemli ölçüt kabul edilen, maksimum maruziyet için limit değerleri öneriyor.

Havamız iyi değil

Bu değerleri Eylül 2021’de güncelleyen örgüt, temel hava kirleticiler partikül madde (PM10) için önerilen limiti 20 µg/m3’ten 15 µg/m3’e düşürmüştü. Türkiye’deki güncel limit ise 40 μg/m3. Yani DSÖ’nün önceki limitinin bile 2 katı. Bir başka deyişle, Türkiye’nin ulusal olarak belirlediği hava kalitesi limitleri, DSÖ’nün halk sağlığını korumak için belirlediği güncel limit değerlerini de bir önceki daha yüksek değeri de karşılamıyor.

Türkiye’de daha küçük mikronlu ince partikül madde (PM2.5) için ise kapsamlı bir ölçüm ve önerilen limit değeri bulunmuyor. Temiz hava tesis edilebilmesi adına özellikle PM2.5 için ulusal limitlerin DSÖ hava kalitesi kılavuzu ile uyumlu olması, PM2.5 ölçüm istasyon sayısının artması ve PM2.5 sınır değerine ilişkin bir mevzuatın yürürlükte olması gerekiyor.

Buna karşın henüz yürürlüğe girmeyen taslak mevzuattaki PM2.5 limit değerinin 2029 için 25 μg/m3 olması hedefleniyor. Bu hedef değerin, DSÖ’nün belirlediği limitin 5 katı olduğu görülüyor. Bu değerlere göre ulusal çapta önerilen maruziyet limiti, sağlıklı bir hava için gereklilikleri karşılamıyor.

ÇİSİP ve THHP: DSÖ’nün kılavuz değerleri benimsenmeli

Çevre, İklim ve Sağlık için İş Birliği Projesi (ÇİSİP) ve Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP) çatısı altında bir araya gelen STK ve kurumlar, Türkiye’de hava kirliliği kaynaklı ölümlerin arttığının altını çizerek Türkiye’nin, DSÖ’nün güncel limit değerlerini benimsemesi ve önlem alması çağrısında bulunuyor.

ÇİSİP ağında yer alan sağlık uzmanları, yeni yönetmelik için belirlenen değerlerin, DSÖ’ye dayanarak güncellenmesi ve o şekilde yürürlüğe girmesi gerektiğini ifade ediyor. THHP ve ÇİSİP uzmanlarının yaptığı bir çalışmaya göre, DSÖ’nün eski kılavuz değerleri bile esas alınsaydı Türkiye’de yılda yaklaşık 45.000 erken ölüm engellenebilirdi. Bu da 2021 yılından bu yana geçerli olan daha düşük alt sınır değerlerine uyulması halinde daha fazla erken ölümün engellenebileceği anlamına geliyor.

Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan, Dr. Öğretim Üyesi Melike Yavuz ve Doç. Dr. Semih Ayta

Hava kirliliği en çok kimleri etkiliyor?

“Hava kirliliğinden etkilenmeyen organ ve sistem neredeyse yoktur,” diyen Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Semih Ayta, söz konusu maruziyetin bebek ve çocukları olumsuz etkilediğini belirtiyor: “Anne karnında metil civa, kurşun gibi ağır metallere maruz kalmanın çocukta IQ düzeylerini etkileyebildiği kabul ediliyor. Çocuk hastalarla yapılan çalışmalar, gene özgü DNA metilasyonunun hava kirliliği ile astım atakları arasındaki olası aracı rolünü ortaya koyuyor.”

Türkiye’de 19 milyon çocuğun (0-14 yaş, nüfusun %23’ü) yılda (2018) ortalama 49 μg/m3 PM10’a maruz kaldığını tahmin ettiklerini ifade eden Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan ise maruz kalınan PM10 kirliliği eski DSÖ sınırlarına bile düşürülseydi, 2018’de gerçekleşen 8.959 hastane başvurusu, %17,8 akut ölüm ve %11,9 bebek ölümünün önlenmiş olabileceğini dile getiriyor.

Hava kalitesinin iyileştirilmesi için fosil yakıt kullanımının azaltılması gerektiği vurgulayan Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Melike Yavuz de iklim değişikliği kaynaklı aşırı hava olayları, hava kirliliği ve aero alerjenlerdeki artış sonucu ortaya çıkan solunum hastalıkları nedeniyle ölümlerin arttığını söylüyor.

(Geçen hafta yaptığımız, “Alerjisi olanlar iklim değişikliğinden nasıl etkilenecek?” haberindeki bulgular da burada yazılanları destekliyor.)

Hava kirliliğine karşı en fazla risk altında olanlar

• Bebekler ve küçük çocuklar

• 65 yaş üstü yaşlılar

• Kronik hastalığı olan kişiler

• Sosyo-ekonomik düzeyi düşük bölgelerde yaşayanlar

• Kirli havaya maruziyet riskinin yüksek olduğu mesleklerde çalışanlar

ÇİSİP’ten karar alıcılara yönelik talepler

1. DSÖ hava kirliliği kılavuz değerlerine ulusal aksiyon planlarında yer verilmesi

2. Kirliliğin izlenmesi

3. Sağlık verilerinin kamuoyu ile paylaşılması

4. Fosil yakıt teşvikleri ve kirliliğe yol açan diğer teşviklerin sonlandırılması

5. Endüstriyel yatırımların izin süreçlerinde sağlık etki değerlendirmesi (SED) yöntemine yer verilmesi

6. Sağlık çalışanlarının karar alma süreçlerine dahil olması

Haberi yazarken hangi kaynaklardan faydalandık?

un.org/press/en/2019/sgsm19607.doc.htm

data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Karayolu-Trafik-Kaza-Istatistikleri-2020-37436

temizhavahakki.com/cisip-turkiyenin-2029-hedefi-dso-tavsiyesinin-5-kati/

Konuyla ilgili mini dosya niteliğinde bir haberimiz vardı. Okumak isteyenler için:

Bir Cevap Yazın