Gittik Gördük

Adana’da gıda ziyanı konusunda bir iyi bir de kötü haber

“Sıfır Atık” hedefiyle düzenlenen 5. Uluslararası Adana Lezzet Festivali’nden bir iyi bir de kötü haber vereceğiz. Gittik gördük, uzmanlarıyla konuştuk.

İlk defa “Sıfır Atık” sloganını kullanan Adana Lezzet Festivali’ne bu yıl toplamda 285.000 kişi katılmış durumda. Adanalıların cömert ve dostane insanlar olduğunu her gelişimizde bizzat görüyoruz. Fakat bu cömertliğin gıda ziyanıyla sonuçlandığını görmek de bizi bir hayli üzüyor. Hem festival alanında gıda ve plastik atıklarıyla dolan çöp kovaları hem de davetlerdeki yenmemiş tonlarca yemeğin çöpe gitmesi, “Sıfır Atık” hedefiyle uyuşmuyor.

Festivalin programını hazırlayan sevgili Ebru Koralı, “Sıfır Atık” girişiminin bu yıl başladığını belirterek sonraki yıllarda daha iyi sonuçlar alınacağını düşünüyor. Koralı diyorsa doğrudur. Yani gıda ziyanı açısından iç burkan görüntüleri bir daha görmemek adına bu yılın bir dönüm noktası olmasını umut ediyoruz. Bununla beraber Adana’da gıda ziyanına dur demek için umut verici bir projeyle karşılaştığımızı da söyleyelim.

Festivaldeki etkinlik kapsamında Yüreğir’deki semt pazarından gıda atıklarını toplayarak işe başlıyoruz. Bu atıkların nasıl komposta dönüştüğünü de yerinde gözlemliyoruz. Bunun Türkiye çapında birçok belediyeye örnek olacak güzel bir uygulama olduğunu belirtelim. Şimdi detaylara geçelim.

Sosyal Gastronomi Şefi Ebru Baybara Demir: “Kompost kullanıldığında tarımsal sulama üçte bire düşüyor. Gübre kullanımını da beşte bire inmekle birlikte ilk yılda verim %38 artıyor. Bu yüzden komposta ‘siyah altın’ da deniyor.”

Sosyal Gastronomi Şefi Ebru Baybara Demir’in “Yaşamı İyileştiriyoruz” projesinden ilham alınarak yürütülen “Atıksız Şehir Adana: Topraktan Toprağa Biyobozunur Atık Projesi”nde Yüreğir Semt Pazarı’ndan toplanan günlük 2-3 ton (Adana toplamında 15-30 ton) civarındaki çiğ sebze meyve atığıyla elde edilen kompost, doğal ve sağlıklı gübreye dönüşüyor ve yeniden toprağa dönüyor. Gübre olarak kullanılan bu kompost, çiftçilere ücretsiz veriliyor.

Bu çaba sayesinde Akdeniz meyve sineğiyle de mücadele edildiğini söyleyen Demir, kanal boyunca atılan tarımsal atıklara engel olacak projenin, tarımda biyolojik mücadelenin ilaçsız olarak yapılabileceğini gösterme amacı taşıdığını da belirtiyor.

Bu proje kapsamında kendi mıntıkalarından sorumlu olacak bütün partilerden belediyelerin aynı masa etrafında toplanması, Türkiye’de eksikliğini duyduğumuz “vatandaş ve çevre için bir araya gelme ve çözüm odaklı yönetim” anlayışının bir yansıması olması açısından heyecan veriyor. Adana’daki bütün belediyelerin gıda ziyanına engel olma konusundaki çabaları takdire şayan.

Yüreğir’deki semt pazarından günde 3 tona kadar atık çıkıyor. Bunlar, Adana’daki diğer belediyelerin de yaptığı gibi gece toplanıyor, kompost serim alanına götürülüyor.
Bir gün önce topladığımız atıklar, serim alanına yığılıyor.

Semt pazarındaki atıkların toplanmasına yardım ettikten bir gün sonra alanda, Çevre Mühendisi Eda Çetinkaya Dalgıç ile kompostlama işleminin nasıl yapıldığını konuşuyoruz. Projenin danışmanı olan Dalgıç, bir gün önce semt pazarlarından ayrıştırılmış olarak toplanan sebze meyve atıklarını, kompost serim alanına getirdiklerini söylüyor. Burada ikinci bir ayrıştırma yapılıyor.

Ardından “4 birim organik atık, 1 birim kahverengi atık” olacak şekilde homojen bir karışım elde ediliyor. Yaklaşık olarak 3 metre genişliğinde ve 1,5 metre yüksekliğinde yığınlar haline getiriliyor. Daha sonra günlük sıcaklık kontrolleri yapılıyor. Bu sıcaklığın belli ısılara kadar çıkması gerekiyor. Bu sayede içindeki mikroorganizmalar oksijenle tepkimeye girip ortama ısı ve su veriyor.

4 birim organik, 1 birim kahverengi atık, kompost elde etmek için karıştırılıyor.

1,5 metreyi bulan yükseklik, bir gün sonra 1,2-1,3 metre aralığına kadar düşüyor. Çünkü içindeki hava bitiyor ve çökme gerçekleşiyor. Isı 65-70 dereceye yükseldiğinde hem yükselen ısıyı düşürmek hem de ortamda biten oksijeni vermek için karıştırma işlemi gerçekleştiriliyor.

Sıralı yığın kompostlama işleminin ilk aşamasında ısı yükselmesi devam ediyor. 3-4 hafta sonra ise sıcaklıklar çok fazla yükselmediği (ortam sıcaklıklarından 3-5 derece daha fazla olduğu) gözlemlendiğinde kompostlama işlemi ikinci evreye geçmiş oluyor. Bu aşamada, 35-40 derecelik sıcaklıklara gelindiğinde artık karıştırma yapılmıyor, kendi halinde bırakılıyor. Sadece nem kontrolü yapılıyor. Gerekliyse biraz suyla ıslatma yapılıyor.

3-4 hafta daha bekletildikten sonra humuslaşma başlıyor. Özellikle kahverengi atıkta parçalanma görülüyor. Yaklaşık 6-8 hafta sonunda da işlem tamamlanmış oluyor. Eğer bu kompost, orman arazisinde kullanılacaksa direkt toprağa uygulanıyor. Ama eğer tarımda kullanılacaksa, bu iki aşamada oluşan ve tarımda zararlı olabilecek fitotoksik maddelerin mineralizasyonu için bir olgunlaşma süreci gerekiyor. Burada oluşturulan kompost ise depolama alanında yüksek yığınlar halinde biriktirilip depolanıyor. Bu da üçüncü evre. Yaklaşık 2-3 aylık olgunlaşmadan sonra kompost tarımda kullanılacak hale geliyor.

Meyve sineğiyle ilgili durumu da merak edip Dalgıç’a soruyoruz. Dalgıç, bu bölgedeki narenciye atıklarının Seyhan Nehri kenarlarına atılmasıyla meyve sineği üremesi gerçekleştiğini ve bunun tarımsal açıdan büyük bir zarar getirdiğini söylüyor. Bu projeyle birlikte o atıklar nehir kıyısına atılmak yerine ayrıştırılarak kompostlaştırıldığında ise meyve sineği oluşumuna engel olunmuş oluyor.

Soldan sağa: Selin Konmaz (Yüreğir Belediyesi Çevre Mühendisi), Murat Ayhan Benlici (Yüreğir Belediye Başkan Yardımcısı) ve Eda Çetinkaya Dalgıç (Çevre Mühendisi, Proje danışmanı)

Aslında Adana’da tarımsal gıda ziyanı için çözüm bulunmuş durumda; ancak festivaldeki gıda hizmetleri açısından sorunun büyük olduğunu bir kere daha söylemek lazım. Bizim bu konudaki naçizane önerimiz, festival alanı ve davetlerdeki gıda atıklarına da baştan engel olmak, yani yığınla üretim yapmamak, davetli sayısına göre yemek sunmak olabilir. Bununla birlikte yenebilecek olmasına karşın çöpe gideceği tespit edilen gıdaların, steril bir ortamda bir araya getirilerek Adana’da ihtiyacı olanlara bağışlanması da etkin bir çözüm olabilir.

Yazı: Batuhan Sarıcan (info@gastroeko.com)

Bir Cevap Yazın